CAZİP FİKİRLER

İŞ BULMANIN EN CAZİP YOLU – ZAMAN SİZE ÇALIŞŞIN
MUCİZE MANTAR KIRMIZI REİSHİ-ÇAY KAPSÜL KAHVE-ÜRÜN SİPARİŞ BAYİLİK İÇİN İRTİBAT İÇİN-0 543 830 28 08-0 545 845 84 89 TIKLAYINIZ TEK UMUT BİTKİSEL FORM İLE 7 GÜNDE SİGARAYI BIRAKIN SİGARAYLA SAVAŞANLAR VAKFI BAŞKANI M.UBEYD KORBEYİN DESTEĞİYLE TIKLAYINIZ ANKARA DORE ÜYELİK TEMSİLCİ ÜRÜN SİPARİŞ HATTI-0 545 845 84 89 ONLİNE KATALOG İÇİN TIKLAYINIZ BALON SÜSLEME HAVAİ FİŞEK-HERKESDEN FİYAT ALIN SONRA BİZE GELİN TIKLAYINIZ SİRİUS KM ORGANİK TEMİZLİK ÜRÜNLERİ ÜYELİK ÜRÜN SİPARİŞ İÇİN TIKLAYINIZ

SON DAKİKA HABERLER

İŞ BULMANIN EN CAZİP YOLU

ZAMAN SİZE ÇALİŞŞIN
Telefon:05438302808 EMail:yilmaz.1234@hotmail.com CAZİP FİKİRLER

ÖZGÜR KÖLE

Yazan: admin Tarih: Eki 26th, 2009 | Kategori:: CAZİP, FİKİRLER, GENEL ARŞİV

ÖZGÜR KÖLE
——————–
Image Hosted by ImageShack.us

Kimse özgür olduğuna inanan birinden
daha iyi köle olamaz.
Goethe (1749-1832)

Kapitalizmde, tüm emekçiler bir bakıma köledir; fakat kapitalizmde emekçinin tercih hakkı ve pazarlık gücü nedeniyle, emekçi, “ücretli köle, özgür köle” olarak adlandırılır.

Vatandaşın kendini özgür köle olduğunu hissetmesi şaşırtmamalı
İktidara kim gelirse onun kölesi…

“BİZLER özgür köleleriz. Sözde özgürüz ama aslında iktidara kim gelirse onun kölesi oluyoruz. Gitse de kalsa da durum değişmez. Ülke meselelerini bize soran yok. Bizden sadece oy isterler sonra herkes kendi bildiğini okur. Bir sonraki seçime kadar da kimse bizi hatırlamaz. Aslında vatandaş olarak hesap sormalıyız. Ama bizi cahil bıraktıkları için hesap dahi soramıyoruz, yöneticiler de bu durumdan faydalanıp istediklerini yapıyorlar” Doğrusu tespitler hiç de yabana atılır cinsten değil. Bugün demokrasi lafını ağzından düşürmeyenler ne dokunulmazlıklar konusunda, ne seçim sisteminde değişiklikle ilgili bir düzenleme yapmadı. Milletvekilini halkın değil, doğrudan genel başkanın seçtiği, lider sultası ve biat kültürünün dayatıldığı, vekillerin dokunulmazlık zırhına büründüğü bir siyasi sistemde vatandaşın kendisini “özgür köle” hissetmesi şaşırtmamalı.

21. Asırda Kölelik!
———————————

…günlük yaşamda yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz ve kullandığımız hemen her şeyde artık insanın köleleştirilmesinin emeği ve acıları var.

* Aşağıdaki rakamları okuduğunuzda “bu kadar da olmaz” diye düşüneceksiniz belki, ama oluyor!

* Düşünün, her yıl 200 bin çocuk kaçırılacak da dünya ayağa kalkmayacak.. Ama oluyor.

* Düşünün, 30 milyon insan zorla çalıştırılıyor, düpedüz köleleştiriliyor ve bu açıkça yapılabiliyor!
Evet Kapitalist sistem..vahşi kapitalızm!!

bu yuzdendirkı 6 milyarlık dünya nüfusunun 1 milyarı Aç!! 4 milyarı yoksul!! ve yarın daha fazla Aç kalacak!!

* Milyarlarca yoksulun yaşadığı dünyada, insanların sinek kadar değeri ve hayvanlar kadar hakları yok. Hem de 21. Asırda…

Geçen yüzyılın sık kullanılan söylemlerden biri şuydu: “Hangi çağda yaşıyoruz, 20. asırda böyle bir şey olur mu?”

21. Yüzyılda da aynı söz tekrarlanıyor.
———————————————————————

Bu söz, bu soru, çeşitli gelişmeleri, olayları, olguları, insanlığın tarihi gelişimine aykırı görmeyi ifade ediyor. İnsanlığın adaletsizliğin, haksızlıkların bu vahşi biçimlerini aşmış olması gerektiğini söylüyor; Bu yanıyla da kuşkusuz doğru bir soru; ama bir yanı da eksik…

Çünkü, insanlık tarihinin geldiği nokta, ne yazık ki, o kavramın ifade ettiği kadar ileri bir nokta değil.

Tam tersine; 20. Yüzyılın sonu, ve 21. Yüzyılın başı, köleci ve feodal çağın imparatorluklarının yağmacılığının, kapitalizmin ilk dönemlerindeki vahşi sömürünün adeta yeniden hortlatıldığı bir dönem oldu. Açlık, yoksulluk, 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren eşi görülmemiş boyutlarda arttı ve artış 21. yüzyılda da devam ediyor.

Her iki yüzyılı tanımlayan kelimelerden biri de “modernlik”tir. Her alanda katedilen bilimsel, teknolojik ve sosyal gelişmeler bu kavramla ifade edilmiştir.

Fakat halklar için modern olan, sömürü ve zulmün modernliğidir.

Teknoloji bir avuç burjuvazinin elindedir ve kendini daha da zenginleştirirken, halklar yine yoksullukla ve açlıkla yüz yüze bırakılmaktadır.

“Küreselleşme” adı verilen politikalar, dünyanın dört bir yanında halklara kan, gözyaşı ve açlık götürmektedir.

Son yıllarda daha sık karşımıza çıkan “modern kölelik” kavramı da, emperyalizmin “bu asırda” halkları nasıl çaresizleştirip, köleleştirdiğinin özlü bir anlatımıdır.

Kölelik, kaba bir tanımla, ‘bir insanın tüm yaşamını sahiplenmek ve onu denetim altında tutmak’tır.

Başka bir deyişle, köle, “özgür irade ve tercih hakkını kaybetmiş kişi”dir. Köleliği belirleyen bir diğer yan, doğrudan veya dolaylı bir baskı unsuru aracılığıyla, sürekli denetim altında tutulmasıdır.

Modern kölelik de bu tanıma uyan insanları kapsıyor.

Image Hosted by ImageShack.us

Yüzyıllar öncesinden olduğu gibi, alınıp satılanların yanısıra, 100 dolar gibi çok düşük ücretlerle hizmetçilik, tarım işçiliği, sanayi hizmetçiliği yaptırılan milyonlarca çocuk ve yetişkin, fuhuş sektörü için kaçırılan ve satılarak köleleştirilen çocuklar, kadınlar, yoksul ülkelerde çocukların çok çeşitli biçimlerde satılması veya kiralanması… köleliğin bugünkü belli başlı biçimlerini oluşturuyor.

Kapitalizmde, tüm emekçiler bir bakıma köledir; fakat kapitalizmde emekçinin tercih hakkı ve pazarlık gücü nedeniyle, emekçi, “ücretli köle, özgür köle” olarak adlandırılır.

Bu aynı zomanda onların köleliğini, köleci ve feodal yüzyıllardan ayırdeden bir niteliktir. Bugün sözünü ettiğimiz “modern köleler” ise, aslında modernlikle hiç ilgisi olmayan, köleci dönem koşullarına benzetilebilecek bir köleliktir.

Başka bir benzetmeyle, bunlar, köleci dönemin köleliğiyle, kapitalizmin ücretli köleliğinin bir bileşimidir adeta..

çok hoşuma giden bir söz var”bir avuç mücevher taşı;nice kamyonlarca çakıl taşlarından daha kıymetlidir’ diye..

işte o bir avuç samimi insanı bulamıyorsun ki yola çıkasın ve kiminle yola çıksan yarı yolda kalıyorsun:(

ama her kemalin bir zevali vardır kesinlikle…

Yapılan bir araştırmaya göre, dünya genelinde yukarıda çerçevesini çizdiğimiz tanıma uyan 30 milyon köle bulunmakta.

Üstelik bu da resmi bir rakam; ve zorla çalıştırılan çocukları, fuhuş sektöründe alınıp satılanları, mültecileri, ya da düşük ücretlerle 12-13 saat çalıştırılanları kapsamıyor. Evet, 21. Yüzyılın dünyasında alenen köleleştirilmiş onmilyonlarcda insandan bahsediyoruz.

Üstelik kölelerin “değeri” de o günden bu yana, artmak bir yana, oldukça düşmüştür.

Şöyle ki; köleliğin yasal olduğu 1850 yılında ABD’de bir kölenin bedeli 50 bin dolarken, bugün bu maliyet 100 doların altına inmiş durumda. Göçmenler, kaçırılan çocuklar, kadınlar, 100 dolara alınıp satılıyor çalıştırılıyor.

Amerika’da, Avrupa’da, veya emperyalist tekeller için üretim yapan Hindistan, Çin, Kore, Tayvan gibi ülkelerde, köleleştirilmiş bu göçmen yığınları, vahşi kapitalizmin, plantasyonlardaki köleciliğin koşullarını aratacak kadar kötü koşullarda çalıştırılmaktadırlar.

Sistem, halkları aç bırakarak köleliğe iterken, ekonomisini de, köleleştirilmiş iş gücüyle besleyip, maliyetleri düşürüyor.

Köle kullanmanın yaygın olduğu, kaçırılan insanların bir bakıma aleni pazarlandığı bölgeler ise, Güneydoğu Asya, Kuzey ve Güney Amerika ile Batı Avrupa’dır.

Yeni-sömürge, yoksul ülkelerden kaçırılan ya da iş ve aş umuduyla hayalleri satın alınan insanlar, buralarda köle oluyor. Evet, o çok uygar(!), çok denetimli(!) Amerika ve Avrupa’da, göçmenlerin ayda 80-90 dolara çalıştırıldığı adeta köle çiftlikleri işletiliyor; pasaportlarına el konulmuş göçmenlerin, sigortasız çalıştırıldığı işyerleri alenen çalışıyor.

Zaten burada birkaç yüz veya bir kaç bin “kaçak işçi”den sözetmiyoruz. Onmilyonlarca insanın bu şekilde köle gibi çalıştırılması, emperyalist ve işbirlikçi devletlerin onayı, izni olmaksızın mümkün değildir.

Avrupa’da ve Amerika’da “modern köleliğin” en yaygın biçimlerinden biri de, sömürülen yoksul ülkelerden getirilen kadınların ev ve işyerlerinde hizmetçi olarak çalıştırılması şeklinde görülüyor.

Araştırmalar, bu tür hizmetçiler çalıştıranların çoğunun patronlar, burjuva siyasetçiler ve toplumun çeşitli rantlarla zenginleşmiş üst kesimleri olduğunu gösteriyor.

Yoksul ve çaresiz insanlar, pasaportuna el koyma, borçlandırma gibi yöntemler veya sınırdışı ettirme gibi tehditlerle çalıştırılıyor.

Bir zamanlar, daha çok genelevlerde yaygın olduğu bilinen, kadını borçlandırarak kendine mahkum etme yöntemi, kapitalizmin yeni biçimleriyle sürdürülüyor. Bu tür köleleştirmenin en yaygın olduğu ülkeler ise, Fransa, Belçika, İngiltere, Avusturya, Türkiye, İspanya, İtalya… forum.memurlar.net
——————————————————————–

İlkel kölelik; İnsanlara ev ve yemek vermeyi gerektirirdi.

Modern kölelik ise; İnsanların kendi karınlarını doyurmalarını ve kendi evleri olmasını gerektirir.

Kendini özgür zan eden Köleden daha zavallı bir durum olamaz bir İnsan için.

Elbette biliyorum ki, bu cümleyi herkes olumlayacak lakin asla üzerine almayacaktır.

Zira aldığı anda tüm İnanç sistemi sarsılacak, tüm değer yargıları yerle bir olacak ve GERÇEĞİ ile yüzleşmek zorunda kalacaktır.

O Gerçek her ne kadar kendini hissettirse de, maharetli Yalanlarla üzeri örtülüverir.

O Gerçek ise Yüreğimizde ki HAL dir.

Sabah kaçta kalkacağınızı,

Ne zaman çalışıp, ne zaman dinleneceğinizi,

Ne kadar çalışacağınızı,

Kim Belirliyor?

Hayatınızda ki Kuralları Kim Belirliyor?

Üç beş Meczup Derviş dışında, Köle olduğunun bile farkında olmayan Kölelerle dolu heryer.

Gerçekten de kapkaranlık bir çağ.

Şükür ki Yüce Allah vaad etti, Zafer Onun ve Ona İnananların olacak
————————————————————————————————————————————————————————————————-
Image Hosted by ImageShack.us

HİKAYE: İKİ KÖLE
——————————-

Bir gün padişah iki tane köle satın aldı. Kölelerden biri çok temiz yüzlü inci dişli biriydi, nefesi gül gibi kokuyordu. Diğeri oldukça çirkindi, dişleri çürümüş ağzı kokuyordu.

Padişah o güzel yüzlü köleye ihsanlarda bulunarak onu hamama gönderdi. Dişleri çürümüş ağzı kokan köleyi yanına çağırdı. Kendini çok beğendiğini fakat arkadaşının kendisi hakkında çok kötü şeyler söylediğini belirterek, onun da arkadaşının kötü huylarını söylemesini istedi. Fakat köle arkadaşına toz kondurmadı hep onu övücü sözler söyledi. Padişah ne yaptıysa bir türlü o köleye arkadaşı hakkında kötü bir söz söyletemedi. <
Nihayet ikinci köle hamamdan geldi. Padişah onu da sınamak için huzuruna çağırdı. Onu övücü sözler söyledi.
“Sıhhatler olsun ne kadar zarif ve latif olmuşsun. Keşke öbür kölenin sayıp döktüğü kötü huyların da olmasa ne olurdu.” dedi ve onu da diğer köle gibi denemek istedi.
Bunun üzerine köle kızdı, köpürdü ve arkadaşı hakkında kötü şeyler sayıp dökmeye başladı.
Biraz konuştuktan, arkadaşının kötülüklerinden bahsettikten sonra padişah onu susturdu:
- “Yeter artık ikinizin de özünü, aslını anladım, onun ağzı kokuyor, senin ise için kokmuş, bundan sonra sen o doğru sözlü ve güzel huylu kölenin emrindesin haydi git.” dedi.
- Güzel ve iyi yüz, kötü huyla birlikte olursa bir kalp akça bile etmez.

****************************************************************
Bu Yazıyı Sevdiklerinizle Paylaşmak İstermisiniz ?


Yorum Yapin

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

KIRMIZI REİSHİ MANTARININ İNSAN SAĞLIĞINA FAYDALARI
************************
************************
SİGARAYI TAMAMEN BIRAKMAK İÇİN TIKLAYINIZ