KIRMIZI REİSHİ MANTARI KAHVESİ

KIRMIZI REİSHİ MANTARI KAHVESİ

Kırmızı Reishi Mantarı (Ganoderma Lucidum)’un

Günlük yaşamı sağlıklı sürdürmek,

Vücudumuzun doğal savunma mekanizmasını güçlendirerek olumsuz etkilere karşı korumak,

Yaşın ilerlemesi sonucu oluşan problemlerin önüne geçmek,

Bağışıklık, sinir, dolaşım, solunum, boşaltım, kas ve kemik sistemlerini güçlendirmek,

Yüksek tansiyon, kolesterol, diabet, bronşit, prostat gibi problemlerle baş etmek,

Kanser, karaciğer bozuklukları, hepatit, HIV/AIDS gibi hastalıklardan korunmak ve bu hastalıklarla savaşmak konularındaki faydaları kanıtlanmıştır.

İşte kırmızı reishi mantarının saymakla bitmeyen faydaları:
• Migren kaynaklı baş ağrılarına iyi gelir.
• Tansiyonu düşürür.
• Anti-inflamatuar özelik taşır.
• Astım sorunu olanlar tarafından tercih edilebilir.
• Improve kidney function Böbrek çalışmasına yardımcı olur.
• Bağışıklık sistemini düzenler.
• Kemoterapi hastalarına yardımcı olarak kullanılır.
• Kardiyovasküler hastalıkların tedavisinde önerilir.
• Alerjiler ve uykusuzluğu giderici etkisi vardır.
• Regl dönemi ağrıları ve hemoroit(basur)e iyi gelir.
• Kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar ve enerji verir.

“Yaşam enerjisini verir, kalbin özüne etki eder. Göğüs alanı için çok faydalıdır ve kullananın kısa zamanda çevik bir vücuda sahip olmasını sağlar. Devamlı kullanıldığında vücudun çevikliği hiç bitmeyecek ve kullanan ölümsüzlük perileri ile yarışacaktır.” tanımını kullanmıştır.

KIRMIZI REİSHİ MANTARI KAHVESİNİN FAYDALARI

Besleyici,sağlıklı bir içecektir.
Polisakkarit:İşlevsel olarak,Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kan sistemindeki şeker seviyesini dengeler.- Organik Germanyum: İşlevsel olarak, Kan sistemindeki Oksijen seviyesini arttırır. Bağışıklık Sistemini kuvvetlendirir. Bitkinliği azaltır,canlılığı arttırır.Vitamin: İşlevsel olarak, Sağlıklı bir vücut için küçük miktarlarda ihtiyaç duyulur.Psikolojik proses ve vücut metabolizmasında önemli rol oynar.

Japonya Sağlık Bakanlığı tarafından kansere karşı tek doğal ilaç olarak kabul edilmiştir.

4000 yıllık bir geçmişe sahip olan reishi mantarı özellikle Çin, Kore ve Japon kültürlerinde sık rastladığımız bir isim. Bu bitki aynı zamanda Ganoderma Lucidum, Ling Zhi ya da Lingzhi olarak da biliniyor.

Reishi mantarı son zamanlarda büyük ilgi toplayan bir kahvelerden anti-aging kremlerine karşı bir çok ürünün içerisinde bulunan bir bitki.

Geleneksel olarak bir bitki çayı niteliğinde kullanılan reishi mantarının besin takviyesi şeklinde kullanımı da günümüzde mümkün.

Kırmızı Reishi’nin bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi kanseri önlemede ve kanserle savaşta da görülmektedir.

* Genelde kendinizi yorgun ve halsiz hissediyor musunuz?

* Cildiniz kuru, renksiz ya da solgun mu? Ya da yaşınıza göre erken kırışmaya mı başladı?

* Alerjiler nedeni ile sıkıntı mı yaşıyorsunuz?

* Ailenizde diabet hastalığı olan var mı?

* Ailenizde kalp problemi yaşamış olan var mı?

* Ailenizde kanser olan var mı? Genetik, çalışma ortamı gibi nedenlerle yüksek kanser risk grubunda mısınız?

* Yüksek tansiyon ve/veya kolesterol probleminiz mi var?

Compendium of Materia Medica metinlerinin yanı sıra, en eski Çin Tıb metinlerinden “Shinnoh Honzohkyo”‘da da Tek Üstün nitelikli Bitki olarak belirtilip;

Reishi göğüs ve akciğerler üzerinde etkilidir. Nefese faydası olur. Unutkanlığı faydası olur. Ağrıları alırken vücudun normal haline dönmesini sağlar. Devamlı kullanıldığında genç bir tanrı gibi kadar diri ve hafif bir vücuda sahip olunur. şeklinde tarif etmiştir. Resihi’nin Üstün Nitelikli olarak değerlendirilmesinin ana nedenleri

Günlük tüketime uygun olması
Düzenli kullanımında vücudun tüm fonksiyonlarının normalleşmesini sağlaması
Etkisinin tüm organlarda hissedilmesi olarak sıralanmıştır.

Doğal bir ortamda kırmızı Reishi’nin filizlenmesi, onun sert kabuk yüzeyi yüzünden kolay değildir. Sıcaklık, nem miktarı, güneş ışığı, ağaç kabuğu kalitesi, karbondioksit yoğunluğu filizlenmede önemlidir. Bu şartlardan herhangi birinde eksiklik veya değişim olduğu takdirde Reishi doğal ortamla eşdeğer kalitede yetişmeyecektir. Reishi’nin kalitesinde sporların alındığı ana mantarın da önemli bir rolü bulunmaktadır


KIRMIZI REİSHİ MANTARI (ÇAYI-KAPSÜLÜ-KAHVESİ)
SİPARİŞ TELEFONLARI-0 543 830 28 08-0 545 845 84 89

G.Lucidum’un bünyesinde yer alan biyoaktif maddeler Sarcoma-180 tip katı tümörlerin gelişmesini önlemede, durdurmada, yok etmede son derece etkilidir ve önleme mekanizması halen çok geniş çaplı bir şekilde dünyada araştırılmaktadır.

Triterpenlerden Ganodermik asit, karaciğer kanserinde tümör gelişimini engellediği kanıtlanmıştır.

İnsan vucudunda bağışıklık siteminden beyaz kan hücreleri sorumludur. Beyaz kan hücrelerinin mast, T, B, NK,f agositler (monositler,nötrofil,makrofaj) gibi birçok değişik tipi bulunmaktadır. G.Lucidum’un aktif bileşenleri bu bağışıklık hücrelerinin sayısını çok kısa sürede artırmaktadır. Kandaki makrofaj hücreleri vucudun kendi doğasının dışında her türlü yabancı maddeyi, serbest radikalleri, mikropları, tümör hücrelerini kuşatarak sarmakta ve onları yiyerek yok etmektedir.

G.Lucidum bağışıklık sisteminin bir koruyucusu, güçlendiricisi olarak sadece kanser hastalarının değil, tüm insanların hizmetindedir. Vücudun güçlenmesiyle dinçlik kazanılmakta,bu durum tümörlerin ortaya çıkmasını önlerken G.Lucidum’a antiviral, antibakteriyel, antihistaminik, ateş düşürücü, yaşlanmayı geciktirici özellik kazandırmaktadır.

G.lucidum’da bulunan bazı peptidoglukanlarla, ganoderan B ve D, triterpenler pankreasın düzgün çalışmasını sağlayarak kandaki şekerle,insülin seviyesinin artışını engelleyebilmektedir.

Astım,alerji,ateşli hastalıklarda mast hücrelerinden aşırı miktarda histamin salgılanmakta,bu gibi durumlarda antihistaminik ilaçlar içilmektedir. G.Lucidum’da doğal olarak bulunan ganodermik asit A, C, D ve cycloctasülfür’ün histamine salınımını engelleyici etkisi bulunmakta şişme, alerji oluşumunu, anafilaktik şoku engellemektedir.

G.Lucidum Uzak doğu ülkelerinde yüzyıllar boyunca yüksek tansiyonun düşürülmesinde kullanılmıştır. Son yıllarda yapılan klinik deneylerde ganodermik asit B ile D’nin yüksek tansiyon hastalarında kan basıncını 2 hafta gibi kısa süre içerisinde dengeleyerek bu hastalığın iyileştirildiği belirtilmektedir.

G.Lucidum’un antibakteriyel etkisinde en önemli bileşikler triterpenlerdir ve bünyesinden elde edilen bazı ekstraktlar Bacillus subtilis, B.cerus, Corynebaterium diptheriae, Escherichia coli, Klebsiella oxytoca, Phylococcus aeteus, salmonella typhi, Streptococcus pyogens v.b toplam 15 gram pozitifle negatif tip bakteriye karşı başarıyla kullanılmaktadır.

Son yıllarda in vitro çalışmalarında G.Lucidum’dan izole edilen lucidenik asit O,Lucidenik lakton, linoleic asit, ganodermik asit O, Lucidenik lakton, linoleik asit,ganodermik asit B, C, H ile ganoderiol A,B,F,ganodermanontriol,lucidimol B’nin antivirüs özellikler taşıdığı, HIV, Herper, Hepatit B ve Hepatit C infeksiyonlarında umut verici sonuçlar elde edildiği belirtilmektedir.

ÖLÜMSÜZLÜK MANTARI Kansere karşı Japonya Sağlık Bakanlığınca ilaç olarak kabul gören Reishi, Japoncada “Ölümsüzlük” anlamına gelmektedir.

Ölümsüzlük mantarı Ganoderma Lucidum (Reishi)Japonya ve Çin’ de 2000 yıllık folklorik bir geçmişe sahiptir. Çin setdini yaptıran Qin Shi Qhuang (M.Ö 259–210) bu mantarı kullanan ilk imparatordur. İmparator o dönemlerde Tanrıların ve imparatorların yiyeceği olarak kutsal kabul edilen Ganoderma Lucidum’ un kendisinden başkaları tarafından tüketilmesini kesinlikle yasaklamıştır. Hatta halktan biri Reishi’ yi bulup imparatora götürüldüğünde ödüllendirilirken, bulduğu hale saraya teslim etmemesi ağır bir şekilde cezalandırılma sebebiydi. (Hobbs 1995, Halpern 2007)

REISHI GANODERMA LUCIDUM Ganoderma Lucidum mantarında, miselinde ve sporlarında 400’ ün biyolojik aktif bileşen bulunmaktadır. Bunlar polisakkaritler, triterpenler, alkaloidler, nükleotidler, steroller, lektin, protein, iz elementlerdir.İçeriğinde ağrı kesici özelliği bulunduğu bilinen adenosin, karaciğeri toksinlerden koruyucu etkisi olduğu bilinen R,S – ganodermik ve ganasterone, anti-tümör ve antianflamatuar etkisi olan glukanlar ve polisakkaritler de bulunmaktadır.

Ganoderma Lucidum’ da 800 – 2000 ppm düzeyinde organik halde germanyum bulunmaktadır. Bu miktar, Ginseng bitkisindeki germanyum miktarından 4–5 kat fazladır. Sarımsak, tere ve sumakta da bulunan germanyum, bir iz elementtir. İnorganik formu çok zararlı olmasına rağmen germanyumun organik formlarının sayısız faydaları bulunmaktadır. Germanyum çok kuvvetli bir antioksidandır. Germanyum, organizmanın bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi vücudun toksinlerden arınması sağlamakta, yaşlanmayı geciktirmekte, adaptojen özelliğiyle kandaki PH. Potasyum, kalsiyum, trigliserit, bilirubin ve ürik asit seviyesini normalleştirme de, tiroit bezinin düzgün çalışmasını ayarlamakta ve damarların tıkanmasını engellemektedir. Epilepsiye de iyi gelen germanyum, katarakt tedavisinde kullanılmakta, hipertansiyon hastalarında kan basıncını normal seviyelere getirirken, bazı kanser tiplerinde tümörlerin gelişmesini engelleyerek hastaların kaliteli yaşam süreçlerini uzatmakta, terminal aşamadaki ağrıyı nötralize etmekte ve ayrıca HIV virüsünün çoğalmasını durdurmaktadır. (hobbs 1995, Ooi 2000, Wasser 2005)

Reishi’ nin içerdiği farmasötik etkili en önemli bileşik gruplarından biri, triterpenlerdir. Bu mantarda 140’ ın üzerinde farklı triterpen bulunmaktadır. Antiseptik, ateş düşürücü, anti – kanser, antibakteriyel etkileri olan triterpenler vücutta histamin salınımına en gel olurlar. Ganoderma Lucıdum yapısal olarak steroid hormonlarına benzeyen ve ganoderik asit olarak bilinen bir grup triterpenlerin tek bilinen kaynağıdır.

İçeriğinde ayrıca; Ergosterol Kumarin Mannitol Laktonlar Alkoloidler Doymamış yağ asitleri Vitaminler ve mineraller

Bulunmaktadır.

Yapısının %90 su olan mantarların aksine Reishi mantarı (Ganoderma Lucıdum) sadece %75 su içerir. Bunun da iki sonucu vardır. İlk olarak yapısındaki su miktarının diğer mantarlarınkinden az olmasından dolayı, aktif bileşen miktarı daha fazladır. Öte yandan, su içeriğinin az olmasından ve yapısında kitin içermesinden dolayı, Ganoderma Lucıdum’ un gövdesi sert bir yapıya sahiptir. Bu nedenle kimse bu mantarı işlem görmeden yiyemez. Kitin tıbbi önemi olan bileşikleri bloke etmektedir. İnsanlar tarafından kullanabilmesi için öncelikle, hastalıklara karşı koruyucu etkisi olduğu bilimsel deneylerle ispatlanmış biyolojik aktif bileşiklerin, mantarın bu odunsu yapısından ekstrakte edilmesi gerekir. Sindirim sistemimizde emilimin sağlanabilmesi açısından da ölümsüzlük mantarının ekstrakt formu en uygun tüketim şeklidir. Bu mantarın basitçe toz haline getirilmiş hali tamamen eksiksizdir. Literatürde bu mantarın etkinliği ile ilgili çok nadirde olsa çelişkili sonuçlar çıkması toz halinin ya da düzgün özütlenme yapılmamış formunun kullanılmasıyla açıklanmaktadır.

TIBBİ ETKİLERİ: Efsane mantar Reishi, 2000 yılı aşkın süreden beri, Çin ve Japonya halkları tarafından sağlıklı yaşam ve uzun ömür için kullanılagelmiş, özellikle karaciğer bozuklukları, kanser, bronşit, artrit ve hipertansiyon gibi rahatsızlıkların tedavisinde doğal bir ilaç olarak tercih edilmiştir. Son yıllarda Ganoderma Lucıdum’ un tıbbi etkisine yönelik olarak çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu konuda yapılan araştırmaları http://www.pubmed.com adresinden kontrol edebilirsiniz. Dünyada çok kullanılan biyomedikal yayın arama motoru olan pubmed 01/01/2008 tarihi itibariyle Ganoderma Lucıdum için 436 sonuç vermektedir. Yapılan araştırmalarda Ganoderma Lucıdum’un antitümör, antialerjik, antienflamatuar, antiviral, anti bakteriyel ve özellikle antioksidan (yaşlanmayı geciktirici) özellik taşıyan bileşikler içerdiği bulunmuştur.

Bu özellikleri nedeniyle “şifalı bitkilerin mucizevî kralı” olarak nitelendirilen Ganoderma Lucıdum’un Ginseng’ den daha güçlü olduğu öne sürülmektedir

Efsane mantar ‘un tıbbi etkilerini ayrıntılı olarak incelemeden önce önemle belirtmek istiyoruz ki Ganoderma Lucıdum toksik değildir. Ölümsüzlük mantarı Ganoderma Lucıdum herhangi bir yan etki oluşturmadan her gün alınabilir.

Ganoderma Lucıdum Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Avrupa’ da da satılmakta ve kullanılmaktadır.

KANSERE KARŞI KORUYUCU (ANTİ TÜMÖR) ETKİLERİ

Kanser tümörlerine karşı Ganoderma Lucıdum bileşenlerinin etkili olduğu birçok bilimsel araştırmada gösterilmiştir bu konuda yapılmış olan bilimsel araştırmaları görmek için http://www.pubmed.com adresinde “Ganoderma Lucıdum cancer” kelimeleri ile tarama yapabilirsiniz. 01.07.2008 tarihi itibariyle PUBMED 103 araştırma sonucu vermektedir. Radyoterapiden önce veya sonra alınması hiç fark etmez. Lökosit, eritrosit ve trombosit seviyeleri en kısa sürede normale dönmektedir.

Efsane mantar Ganoderma Lucıdum terminal kanser hastalarında morfin kullanımını azaltırken bağışıklık hücrelerinin sayısının artmasını sağlayarak ameliyat sonrası hastaların iyileşme sürecini hızlandırmaktadır.

* Amerika Birleşik Devletlerinde Methodist Araştırma Enstitüsü kanser araştırma laboratuarlarında yapılan bir araştırmada Ganoderma Lucıdum mantarından elde edilen ganoderik asit A ve H triterpenlerin göğüs kanseri hücrelerini büyümesini ve yayılmasını durdurduğu gözlenmiştir.
* Ganoderma Lucıdum’un Cancer Letters dergisinde yayınlanan bir makalede Ganoderma Lucıdum’un sporlarında elde edilen yağların hepatoma (karaciğer tümörü), sarcoma (bağ dokusu habis tümörü) ve reticulocyte sarcoma (genç eritrosit tümörü) tümörlerin büyümesini %80-90 oranında engellediği bildirilmiştir.
* Ganoderma Lucıdum’un suda elde edilen özütünün kolon kanserine karşı koruyucu olduğu bulunmuştur.

ANTİOKSİDAN ÖZELLİKLERİ Oksidatif stres insanlarda ateroskleroz, Parkinson hastalığı, Alzheimer gibi birçok hastalığa neden olmaktadır. Oksidatif stres aynı zamanda da yaşlanmada da önemli bir yere sahiptir. Antioksidanlar serbest radikallerin oluşmasını engelleyen, oluşanları ortadan kaldıran ve verdikleri zararı önleyen maddelerdir. Antioksidan enzim düzeylerinde ki azalma ve/veya DNA onarım mekanizmalarında eksiklik olması, ROM ve oksidatif DNA hasarının artmasına yol açmaktadır.

Antioksidan enzim düzeyleri yaşlılıkla birlikte azalmaktadır. Başka bir deyişle vücutta antioksidanların azalması sonucu yaşlanma meydana gelir. Bundan dolayı, yaşlanmayla beraber vücutta oksidatif stres düzeyleri artarken kanser, kalp damar hastalıkları ve beyin felci olgularında artış görülmektedir. Son yıllarda insanların maruz kaldıkları hava kirlilikleri, hazır gıdalardaki koruyucu katkı maddeleri, denizlerin kirlenmesi sonucu balıklar sonucu alınan kimyasallar, pestisitler, ağır metaller, sigara vb zararlı maddeler nedeniyle de oksidatif stres artmaktadır.

İnsanlar arasında antioksidan enzim seviyeleri açısından ciddi farklılıklar bulunmaktadır. DNA yapısındaki nükleotid farklılıklardan kaynaklanan bu değişimlere polimorfizm denilmektedir. Antioksidan enzimler kimi insanda çok aktif oldukları halde kimilerinde ise düşük seviyededirler. Bundan dolayı birinin maruz kaldığı çevresel kirlilik, oksidatif stres, kanserojen, madde gibi etkenler o kişide herhangi bir hastalığa yol açmazken, bir başkasında kanser, kalp hastalığı, inme gibi ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir. Şu anda rutin çalışan laboratuarlarda antioksidan enzim seviyelerine ve DNS farklılıklarına bakılmamaktadır. Bu yüzden hiç birimiz vücudumuzda bu enzimlerin bulunduğunu, DNA’mızda antioksidan enzim seviyelerini düşürecek bir mutasyon olup olmadığını bilmiyoruz. Vücudumuzda neler olup olmadığını bilmediğimize göre hastalıklardan korunmak için yapılacak en akıllıca iş antioksidan alımımızı arttırmak olmalıdır. Diyabet hastalarında da oksidatif stres artmakta, bu da böbrek, kalp ve karaciğer gibi organlarda hasara yol açmaktadır.

Efsane mantar Ganoderma Lucıdum karaciğer ve böbreklerin oksidatif hasarını önlemektedir.

* Ganoderma Lucıdum’ un hücresel DNA’ yı oksidatif hasara karşı koruyan biyolojik aktif bileşikler içerdiği bildirilmiştir. Ganoderma Lucıdum’ un özütünün ultraviyole ışınları ve radikali sonucu DNA’ da oluşan kırıklara karşı koruma sağladığı bulunmuştur.
* Ayrıca bu yıl Journal of Ethnopharmacology dergisinde yayınlanan bir çalışmada Ganoderma Lucıdum ‘ un suda çözünen özünün oksidatif DNA hasarı sırasında ortaya çıkan 8OHdG konsantrasyonunu düşürdüğü gösterilmiştir.
* Lee ve Ark. Tarafından yapılan bir araştırmada Ganoderma Lucıdum’ dan izole edilen aminopolisakkaritlerin hidroksil radikali (OHx) v esüperoksit anyonunu )o2-) inaktive etmiş ve reaktif oksijen türleri tarafından indüklenen oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu ortaya konmuştur.
* Ajith ve janardhanan yazılan bir makalede Ganoderma Lucıdum’un ciddi antioksidan özellikler içerdiği belirtilmektedir.
* Ganoderma Lucıdum’ un antioksidan özelliği sayesinde makrofajlardaki süperoksit anyonu oluşumunu engellediği bundan dolayısı ile ateroskleroza karşı terapatik bir ajan olarak kullanabileceği ortaya konmuştur.
* Vücudun oksijen kullanımını düzenleyen Ganoderma Lucıdum kalp krizini ve spazmı önlemektedir.

ANTİ-DİABETİK ETKİLERİ

* Ganoderma Lucidum’ dan izole edilen polisakkaritlerin hipoglisemk (şeker düşürücü) etkisi olduğu gösterilmiştir. Zhang HN, Lin ZB
* Ayrıca Ganoderma Lucidum’ dan elde edilen polisakkaritlerin diyabetik farelerdeki meta bolikanormallikleri düzelttiği ve diyabetik böbrek komplikasyonlarını durduğu veya ilerlemesini yavaşlaştığı ortaya konmuştur.
* Ganoderma Lucidum’ da bulunan bazı peptidoglukanlar, ganoderan B, D ve triterpenler pankreasın düzgün çalışmasını sağlayarak kandaki şeker seviyesinin kontrol altında tutulmasını sağlayabilmektir. Özellikle tip 2 diabette etkili olduğu belirtilen Ganoderma Lucidum bu hastalığın beraberinde getirdiği rahatsızlıkların da iyileşmesinde koruma amaçlı önerilmektedir. (Tomodo ve ark., 1986; Hikino ve ark., 2004).

KARACİĞER KORUYUCU VE KRONİK HEPATİTE KARŞI ETKİLERİ

Çin’ de geleneksel tıpta kullanılan bir mantar olan Ganoderma Lucidum, değişik etiyolojilere sahip kronik hepatopatilerin tedavisinde yaygın olarak kullanılmıştır. Ganoderma Lucidumhem akut hem kronik tedavide kullanılır. Antienflamatuar ve antifibibrotik etkisiyle karaciğer sirozunda çok faydalıdır. In-vitro ve hayvan çalışmalarında Ganoderma Lucidum eksraktından elde edilen polisakkaritlerin ve triterpenoidlerin toksik kimyasallar (örneğin CCI4) sonucu meydana gelen karaciğer hasarına karşı koruyucu etki gösterdiği bulunmuştur. (Byun ve Rim, 1987; Wasser 2005)

Ganoderma Lucidum’ dan elde edilen ganodermik asit T ve Z karaciğerde tümör gelişmesini engellemektedir. Bu aktif maddelerin Hepatit B virüsüne koruyucu etki göstererek kronik hepatiti önlediği bulunmuştur. Ayrıca mantarların misellerinden elde edilen ganodermik asit R ve S ile sporlarından elde edilen ganosporik asit A da kronik hepatite karşı koruyucu etki göstermektedir. (Chen ve Yu, 1999; Kim ve Ark. 1999; Zhang ve Ark, 2002; Gao ve ark, 2003; Wasser 2005) • Journal of ethnopharmacology dergisinde yayınlanan bir araştırmada ganoderma lucidumdan elde edilen peptid’leri kronik hepatit durumunda görülen yüksek serum AST,ALT enzim aktivitelerini, yüksek MDA değerlerini, düşük SOD aktivitesi ve düşük GSH seviyesini normale döndürdüğü ve karaciğer koruyucu etkileri olduğu gözlenmiştir.

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİLERİ Ganoderma Lucidum plazma ve karaciğerde kolesterol sentezini yavaşlatarak ve / veya kolesterol metabolizmasını hızlandırarak toplam kolesterol düzeyinde düşüş meydana getirir.

HİPERTANSİYONA KARŞI ETKİSİ Ganoderma Lucıdum uzak doğu ülkelerinde yüz yıllar boyunca yüksek kan basıncının düşürülmesinde kullanılmıştır. Yüksek tansiyona yol açan bir enzim olan anjiyontensin- dönüştüren enzimin( ACE) çalışması Ganoderma lucidumdan izole edilen ganodermik asit B ve D tarafından engellenmekte bu sayede kan basıncı düşmektedir.(morigiwa ve ark. 1986)

ANTİVİRAL ETKİLERİ

* Ganoderma lucidumdan izole edilen lucidenik asit O, lucideik lakton, linoleik asit, ganodermik asit B, C, H , ganoderiol A, B, F, ganodermanontriol ve lucidimol B’nin antiviral özellikler taşıdığı , AİDS neden olan HIV ve HERPES virüslerine karşı ümit verici sonuçlar verdiği belirtilmektedir.(Eo ve ark. 1999; Wasser 2005 )
* Ganoderma lucidumun HERPES simplex virüsüne direk etki ettiği, virüsün konak hucreye yapışmasın ve girmesini engelleyerek antiviral etkili olduğu gösterilmiştir.
* Ganoderma lucidumdan izole edilen ganoderik asidin hepatit-B virüsünün çoğalmasını engellediği gösterilmiştir.(Li ve Wang 2006 )
* Herpes zosterde (zona) ağrı ve derideki problemleri azaltmaktadır. İçinde Ganoderma lucidumda bulunan bitki karışımının sıcak suda elde edilen özütünün verildiği 5 Japon zona hastasında hastalığın bir kaç gün içinde ağrısının azaldığı, 10 gün içinde ise tamamen yok olduğu görülmüştür.(Hijikata ve ark. 2005

ANTİBAKTARİYEL ETKİSİ Ganoderma lucidumun antibaktariyel etkisinde en önemli bileşikler triterpenlerdir. Ve bu mantarlardan elde edilen bazı ekstraktlar bacillus subtilis, B.cerus coryne bacteriyum dibhetaeria, eshericia coli, klebsiella oxytoka, phylococcus aeteus gibi toplam 15 bakteriye karşı başarıyla kullanılmaktadır. Helicobacter pylory insanlarda gastrit, ülser ve mide kanserine yol açmaktadır.Ganoderma lucidumun özütünde bu bakterinin büyümesinin durduğu gözlenmiştir. Bu nedenle efsane mantar Ganoderma lucidumun ülsere karşı son derece etkili olduğu bilinmektedir.

KANIN PIHTILAŞMASINA ETKİSİ Kan hücrelerinin trombositlerin bir araya gelerek pıhtılaşmasıyla trombozis oluşmaktadır. Damarların tıkanmasıyla yol açan bu durum insan sağlığı açısından son derece tehlikelidir. Ganoderma lucidumda bulunan bir adenosin, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damarların tıkanmasını engellemektedir. Bununla birlikte Ganoderma lucidumda bulunan yüksek adenosin miktarının kanın sulandırması nedeniyle bu mantar hemofili hastalarına önerilmektedir.

ANTİENFLAMATUAR ETKİLERİ Astım, alerji, romatizma ve ateşli hastalıklarda mast hücrelerinden aşırı miktarda histamin salgılanmaktadır. Ganoderma lucidumda doğal olarak bulunan ganodermik asit A, C, D ve Cyclooctasulfur’un histamin salınımını engelleyici etkisi bulunmaktadır . böylece ganoderma lucidum alerji, simse ve anaflaktik şoku engellemektedir.(Tasaka ve ark. 1988 Wasser 2005 )

Pre-klinik çalışmalarda Ganoderma lucidumun bağışıklık düzenleyici ve ağrı giderici özellikleri olduğu gösterilmiştir.

* Astım, sedef, romatizma, pankreas iltihaplanması ve büyümesi gibi bazı hastalıkların ortaya çıkmasında rol oynayan fosfolipaz grubu enzimlerde Ganoderma Lucidum tarafından engellenmektedir.
* Ölümsüzlük mantarı olarak ta bilinen Ganoderma Lucidum ileri ülkelerde solunun yolları problemlerinin çözücüsü olarak ta tanınmaktadır. Kronik bronşit hastası olan 2000 Çinli hasta üzerinde yapılan ve ‘Herbs for health’ dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre iki hafta süreyle Ganoderma Lucidum kullanan bu hastaların %60-90’nın kendilerini daha iyi hissettikleri ve iştahlarının arttığı bulunmuştur.

DİĞER ETKİLERİ

* Ganoderma Lucidum dan izole edilen ve Ling Zhi – 8 adı verile bir proteinin taransplant reddini engellediği de gösterilmiştir.
* Ganoderma Lucidum, kas distroisinde kullanılmaktadır.
* Rusya’ da kozmonotların uzay yolculukları sırasında yanlarında götürdüğü ve dönüşte vücutlarının dünyaya kısa sürede adaptasyonunu sağlamada kullanıldığı belirtilmiştir. (http://www.shen–nong.com/eng/principles/whatdualmodulation.html)
* Efsane mantar Ganoderma Lucidum metabolik ve Psişik yorgunlukları (kendini hasta hissetmek ve mutsuzluk gibi) yaşam sevincine ve sağlıklı bir psikolojiye dönüştürmede büyük ölçüde yardımcı olmaktadır.
* Ganoderma Lucidum sinir dokusunu koruyucu etkiler gösterdiği gibi, sinir hücrelerinin gelişimini teşvik etmektedir.
* Sinir sistemine yatıştırıcı etkisi bulunmakta uykusuzluk ve stres sorunu olan kişilerde olumlu etkisi gösterilmiştir.
* Efsane mantar Ganoderma Lucidum, halsizliği, baş dönmesini ve baş ağrısını engellemekte, ayrıca afrodizyak etkisi bulunmaktadır

Şu ana dek yapılmış olan birçok araştırmanın ışığı altında Ganoderma Lucıdum’un antitümör, antioksidan, antibakteriyal, antiviral, antihiv (AIDS), antiülser,antiallerjik, antidepresan, ağrı kesici, ateş düşürücü, yaşlanmayı geciktirici, kan basıncını düzenleyici ve detoks özellikleri bulunduğu ortaya konmuştur.

ÖZETLE

Efsane mantar Reishi Ganoderma Lucıdum kalp, beyin, karaciğer ve akciğer koruyucu olmasının yanında, bağışıklık sistemini de güçlendirdiği hastalıklara karşı direnci de arttırdığı, akne, adet düzensizliği, Alzheimer, anoraksıya, astım, bronşit, depresyon, eklem romatizması, epilepsi, hemoroit, hipertansiyon, kanser, kireçlenme, kronik hepatit, katarakt, Obezite, gut, nezle, rinit, retinal pigment dejenerasyonu, saç dökülmesi, nefrit, nevrastani, ülser ve uykusuzluk gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğu görülmüştür. (Ooi 2000; Chen ve Ark, 2004; Liu ve Zhang 2005)

Aşağıda görülen http://www.fungi.com sitesinin yayınladığı tabloda Ganoderma Lucidum un belirtilmiş 17 kriterden 16 tanesini sağlamaktadır. Bu özelliği ile Ganoderma Lucidum tıbbi mantarlar arasında birinci sırada gelmektedir.

TOKSİTİTE VERİLERİ Ganoderma Lucidum mantarının toksitite çalışmaları da yapılmıştır.Akut Toksitite testinde enjekte edebilecek maksimum doz verildiğinde dahi ciddi toksikbelirtiler ya da ölüm gözlenmemektedir. Bu nedenle LD 50 değeri hesaplanamamıştır.Sub-akut toksitite testinde çalışmaların hiç bir evresinde hayvan ölümü gözlenmemiştir. Test grubundaki fare ve sıçanlar ile kontrol grubu arasında vücut ağırlığı ve besin alımı yönünden fark görülmemiştir. Ayrıca test bitiminde yapılan idrar ve kan analizlerinde herhangi bir anormallik bulunmamıştır. Otopsi ve organ tartım analizleride test edilen maddenin bir etkisini ortaya koymamıştır. Histopatolojik incelemede test edilen aktif bileşiklerin oluşturduğu karakteristik toksik bulgulara rastlanmamıştır. (Sugiura ve Ito, 1977; Chiu ve ark, 2000)

YAN ETKİLERİ Mantarı ilk defa kullanan insanlarda bazen kusma, kaşıntı, der,de hafif kızarma, sık idrar çıkma gibi yan etkileri görülmüştür. Ganoderma Lucidum’ un herkeste ortaya çıkmayan bu etkisi geçici olup ilk kullanımdan 5 – 6 gün sonra ortadan kalkmaktadır. Bu durum vücudun daha önce bu mantarlar tanışık olmamasından ve özellikle içeriğindeki Germanyum elementinden kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda Ganoderma Lucidum’ un vücutta birikim yapmış zararlı maddelerin atılmasının (detoks özelliği) da belirtisi olup, mantarın vücutta çalıştığının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Hemofili hastaları hariç herkes Reishi kullanabilir. Bağışıklığını güçlendirme, fiziksel canlılığını koruma, geliştirme ve her türlü zihinsel yorgunlukların kurtulabilme yönünde, kendine yüksek düzeyde yardımcı olabilir.Geçmişte suyu bir ayin şeklinde törenle içilen Ganoderma Lucidum’ un yukarıdaki özellikleri dikkate alındığına imparatorların bu mantarı neden kendilerinden başka herkeze yasakladıkları açıkça anlaşılabilmektedir.

Bitkisel tedaviler son yıllarda dünyada ve ülkemizde her alanda kullanılmaya başlanmıştır. Almanya başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde bitkisel tedavi klinikleri açılmış ve kanser de dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisi alanında hizmet vermeyi sürdürmektedir. ABD ve Avrupa’nın birçok ülkesinde üniversitelerde açılan bitkisel tedavi bölümleri birçok araştırmaya öncülük etmektedir.

İnsanın aklına bu kadar insan, araştırmalarında boşa mı kürek çekiyor?sorusu gelmektedir. Düşündüğümüzde tabii ki bu denli ciddi araştırmalar altında bilimsel veriler olmadan yapılamaz.Son yıllarda özellikle Kırmızı Reishi Mantarı bitkisel tedavilerde ön plana çıkmaya başladı. Gerek mantarın hikayesi, gerekse etkinliği Kırmızı Reishi Mantarına olan ilgi ve alakayı daha da arttıracağa benziyor.Kırmızı Reshi Mantarı bitkisel bir destek ürünü olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle etki mekanizmalarıyla bağışıklık sistemi ve metabolik sistemlerde önemli yollara etki edebilmektedir.Bu özellikleri bu mantarı Japonya ve Çin ‘in en önemli bitkisel ürünü haline getirmiştir. Hatta Japonya Sağlık Bakanlığı Kırmızı Reishi Mantarını kanser tedavilerinde kullanılabilecek tek bitkisel ürün olarak onaylamıştır. Bitkisel tedavilerin en aktif ve ciddi yapıldığı Japonya ‘da böyle önemli bir kurum tarafından onaylanmak bu ürünün ne denli özellikli olduğunu bize göstermeye yetmektedir.

Kırmızı Reishi Mantarı nerelerde etkilidir :

1-Anti kanserojen etkisi :Kanserli hücreler, anormal büyüme hızlarıyla dikkat çeker. Normal hücrelerin nasıl kanserli hücrelere dönüştüğü tam kesin olarak belirlenmemesine rağmen, bunun bir viral orijine bağlı olduğu veya muhtemelen vücudun doğal korunma sisteminde (bağışıklık sisteminde) bir değişiklik sonucunda olduğu yönünde teoriler vardır. Son yıllarda bazı insanların genetik olarak kanser risk grubunda olduğu düşünülmektedir. Bu kişiler yaşlandıkça ve bağışıklık sistemi zayıfladıkça, belli tip kanserlere yakalanma riskleri artmaktadır.Kırmızı Reishi

Mantarı hangi yolla kanseri önler? :

?Kırmızı Reishi Mantarının bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi, kanseri önlemede ve kanserle savaşta da görülmektedir. Makrofaj T-hücrelerinin, kanser hücreleriyle daha etkin olarak savaşmasında etkili olmaktadır.

?Kırmızı Reishi Mantarında bulunan Beta-1, 3-D-glucan ve Beta-1,6- D-glucan isimli polisakkaritlerin, güçlü anti-tümör etkileri gösterdiği araştırmalarla belirlenmiştir. Sonuçlar kanserin tipine ve şiddetine göre değişiklik göstermektedir. Glucan maddesi, bağışıklık hücrelerinin tümör hücrelerini sarmasına yardımcı olur; bazı bilim adamları aynı zamanda kanserli hücrelerin sayısını azalttığını da savunmaktadır, böylece de bağışıklık hücreleri bunlarla daha kolay mücadele etmektedir. Bazı çalışmalarda, tümörlerde % 50 oranında gerileme kaydedilmiştir.

?Kırmızı Reishi Mantarında bulunan Canthaxanthin isimli diğer bir maddenin de tümörlerin büyümesini yavaşlattığı ifade edilmektedir.

?Vücudumuz doğal olarak anti-kanser maddeler -interferon ve interleukin 1 ve 2- üretmektedir; Kırmızı Reishi Mantarının düzenli tüketiminin, bu anti-kanser maddelerin üretimini teşvik ettiği ve tümör büyümesini önlediği kanıtlanmıştır.
Kırmızı Reishi Mantarı tüketimi, kanser tedavisinde Radyoterapi ve Kemoterapi esnasında görülen ve hoş olmayan (saç dökülmesi, bulantı, kusma, ağız iltihabı, boğaz ağrısı, iştah kaybı gibi) yan etkileri azaltır veya ortadan kaldırır, bu nedenle kemoterapi öncesinde, sırasında veya sonrasında kullanılabilir. Yapılan bazı çalışmalarda bu etkilerin % 90-95 oranında azaldığı belirlenmiştir. Sadece bu etkisi bile hastanın moral seviyesinde ve yaşam kalitesinde sağladığı yükselme ile hastalıkla mücadelede etkin olmaktadır. Ganoderma Lucidum insan vücudu üzerine olumsuz ve toksik etki yapan her şeyi yok eder. Bağışıklığı hiçbir toksik etki yapmaksızın güçlendirme özelliği Ganoderma Lucidumun diğer bütün ilaçlara karşı asla erişilemez üstünlüğüdür.

2- Bağışıklık sistemi üzerine etkileri:Bağışıklık sisteminin ana işlevi vücuda giren virus, bakteri ve diğer mikroplar gibi patojenleri belirlemek ve bunlar vücuda herhangi bir zarar vermeden ortadan kaldırmaktır. Lökositler hastalıklara karşı vücudun birincil defans mekanizmasını oluşturur, fakat kronik ve kötü huylu hastalıklara karşı etkisizdir. Bu gibi zamanlarda lenfositler ikincil defans mekanizmasını oluşturur. Ancak lenfositler de etkisiz kalırsa, son kale olarak makrofaj T-hücreleri ortaya çıkar ve bu hücreler aktif hale geldiklerinde kanser hücreleri dahil olmak üzere tüm yabancı organizmaları yok ederler. Ancak bu hücrelerin aktive edilmesi oldukça zordur.

Kırmızı Reishi Mantarında bulunan polisakkaritlerden, beta-1,3-D-glucan ve beta-1,6-glukan, akyuvar ve lenfositlerin sayısının artmasına etki ettiği gibi bağışıklık sisteminin en önemli hücreleri olan makrofaj T-hücrelerinin miktarının artmasına ve aktif hale gelmesine etki ettiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kırmızı Reishi Mantarının düzenli tüketimi bağışıklık sistemini güçlendirir.Eğer bağışıklık sistemde bir aksama varsa, vücuda giren tüm bu patojenler hastalıklara neden olur. Sürekli hastalık geçiren kişilerde bu mekanizmalar bozulur sonunda kişi en ufak hastalıklara karşı dirençsiz hale geçebilir. Kırmızı Reshi Mantarı bağışıklık sistemini t lenfosit aktivasyonu ile sürekli alarmda tutarak kişiyi her türlü mikrop ve tümör hücresine karşı korur.

3-Kalp ve Damar üzerine etkileri :Hayvanlarda yapılan deney ve klinik çalışmalar G. Lucidumun koroner arteri genişlettiğini damarlardaki kan akışını arttırdığını ve kardiyak kapiller dolaşımını geliştirdiğini desteklemektedir. Böylece oksijen kaynağı ve kardiyak kaslardaki enerji artmaktadır.Kan akımının yavaşlaması kaynaklı kalp rahatsızlıklarında kalbin korunmasına yardım eder. Ve kalp hastalıklarınınn tedavisinde ve önlenmesinde idealdir. Ganoderma Lucidumun hipertansif hastalardaki trigliserit, lipoprotein ve kandaki kolesterol seviyesini azalttığı apaçık bellidir.Kan pıhtılaşma mekanizmalarında yaptığı olumlu etkilerin kalp krizini ve beyin felcini önlemede önemli yararları vardır.Ayrıca Kırmızı Reishi Mantarı sempatik sinir sistemi aktivasyonunu azaltarak tansiyon üzerinde de % 80?e varan düşmeler sağlamaktadır.

4-Şeker hastalığı üzerine etkileri :Ganodermanın içerdiği bileşiklerden Ganoderma B ve C olarak adlandırılanların kan şekerini düşürdüğü bulunmuştur. Bu etkinliğin Ganodermann vücudun kendi dokuları tarafından kan şekerini daha iyi kullanılır hale getirmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. G. Lucidum bileşenleri bu olayda yağ asitlerinin serbest kalmasını engelleme yönünde insüline destek olduğu bulunmuştur. Diyabet hastalarında şeker kontrolünün sağlanması etkinliğini bilimsel olarak ta göstermektedir.

5- Diğer sistemler üzerine etkileri :Sempatik sinir sistemini düzenleyerek uyku düzeninin sağlanmasına, hafıza kuvvetlendirmesine, stres ve depresyona karşı koruma sağlar-Vücudun alerji yapısını düzenler, astım ve alerji ataklarının sayısının azalmasına yardım eder.-Bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri nedeni ile hücre yenilenmesini arttırarak yaşlanmayı geciktirir.

KAYNAKLAR • A Ajitih T, K janardhanan K. Indian medicinal mushrooms as a source of antioxidant and antitumor agents. J Clin Biochem Nutr. 2007;40(3):157-62 Burçak G. Andican G. Oksidatif DNA hasarı ve yaslanma Cerrahpaşa Tıp Dergisi. 2004; 35 (4) • Berger A, Rein D, kratky E, Monnard I, Hajjaj H, Meirim I, Pigeut-Welsch C, Hauser J, Mace K, Niederberger P. Cholesterol – lowering properties of ganoderma lucidum in vitro, ex vivo. And in hamsters and minipigs. Lipids health Dis 2004; 3:2. • Byun S H & Rim I.H 1987 Studies on the concurrent administration of ganoderma lucidum extract and glutathione on liver damage induced by carbon tetachloride in rats. J pharm. Boo Korea, 31: 133 – 139 • Can Demirdöğen B, Türkanoğlu A, Bek S Sanisoğlu, Y. Demirkaya_ • Cheng Lele;Colorimetric dedection of total triterpene content in Ganoderma lucidium

Japanese Periodical Dergisi, Geleneksel Çin Tıbbı 3. bölümü :
—————————————————————–
Saygın Japon Doktor Fukumi Morishige, bugüne kadar en çok nobel ödülü kazanmış Amerikan Enstitüsü olanLinus Pauling Institute of Science & Medicine’da, Reishi’nin kanser hastalığını konrol etmedeki rolü üzerine araştırmalar yapmaktadır. Morishige, avrupa tıp dünyasında da tanınmakta ve uluslararası kanser örgütü (icg) tarafından konusunda tek japon otoritesi olarak görülmektedir. Aşağıdaki yazı Fukumi Morishige’nin kendi konuşma ve gözlemlerinden meydana gelmektedir:

37 yıldır cerrahi dalındayım ve sayısını hatırlayamayacağım kadar çok operasyon gerçekleştirdim. cerrahiye karşı gençliğimden beri derin bir ilgi duymuşumdur, ancak zaman geçtikçe ideal tedavinin kişinin doğal bağışıklığı yoluyla olduğu kanaatine vardım.

Bir cerrah olduğumdan dolayı yüzlerce kanser vakası ile karşılaştım. kanser tedavisinde anahtar nokta erken teşhiştir ki, bunu başarmak söylemesinden oldukça zordur. toplam kanser vakalarının sadece yüzde biri erken teşhiş ile ortaya çıkmış olsa bile, bu oldukça iyi bir oran sayılabilir.

Günümüzde fiziksel çekaplar trend haline gelmiş durumdadır, bu tabii ki kötü bir şey değildir. ancak sırf kanser bulguları çekapta çıkmadı diye gardımızı düşürmemeliyiz. bazen, her ay düzenli çekap yaptırdığı halde sonradan kanser olduğu anlaşılan hastalar görülmektedir. bu gibi durumlarda pek çok kişi yanlış tanı konduğu şüphesi taşır, ancak bu hatalı bir düşüncedir. örneğin, penetrans tipi mide kanserinin sıradan kontrollerde saptanabilme istatistiği yüzde yirmibeştir. işte bu yüzden önceden önlem almak çok önemlidir.

Kanser konusunda hazır bir önlem senaryosu yoktur. kimileri bu konuda diyet kontrolüne güvenmektedir, ancak günümüzde en efektif method Reishi’dir. Reishi’nin muhteşem etkisini bizzat kullanana kadar bilmiyordum ve gözlemlediklerime gerçekten çok şaşırdım. uygulamalarım sırasında Reishi’nin hem hastalığı önleyici hem de tedaviye yardım edici etkilerini görme şansı buldum.

Daha önceleri, Reishi’nin faydalarından söz eden pek çok hasta ve hasta yakınlarıyla karşılaşıyordum. ancak bir tıp adamı olarak, Reishi’nin bazı kronik hastalıklara bir nebze iyi geldiğini, yine de kanser konusundaki ününün abartıldığını düşünmekteydim.

1986 yılının haziran ayında, 39 yaşında bir kadın, akciğer kanseri ve göğüs duvarı zarı komplikasyonları ile bana geldi. daha önce gittiği bir çok hastaneden ameliyat edilemeyeceği cevabını almıştı. benim yanımdan da umutsuz bir şekilde ayrıldı. daha sonra kocasının isteği üzerine düzenli olarak Reishi kullanmaya başladı. bir sonraki incelememin sonuçları oldukça şaşırtıcıydı: 6 ay önce göğüs kavitesinde bulunan ödem gerilemekteydi. neredeyse cenaze düzenlemelerini bile yapmış bir insan için resmen bir umut ışığı doğmuştu. hastanın kendisi de bunun, günde 4 gram gibi oldukça yüksek bir dozajla kullandığı Reishi’nin sonucu olduğunu düşünmekteydi. kısa bir süre içinde ödem yok oldu, ancak tümör durmaktaydı. yine de bir keşif operasyonu yapmaya karar verdik ve özel dondurma tekniği sayesinde göğüs zarındaki kanserli hücreleri almayı başardık. bir sonraki x-ray taramasında, göğüs zarı üzerinde, zararsız yara dokusu dışında hiç bir kanserli hücreye rastlamadık. akciğerlerden aldığımız dokularda kötü huylu hücreler tespit ettik ancak durum kontrol altına alınmıştı.

Karşılaştığım bir sonraki vaka, konjenital (doğuştan) karaciğer kanseri olan bir çocuktu. çocuk 5 yaşında iken bir operasyon geçirmişti ve daha sonraları, metastas yüzünden ince bağırsakları alınmıştı. çocuğun özel doktoru hastalığın son aşamasına girildiğine kanaat getirmiş ve tedaviyi kesmişti. hastanın anne ve babası, onu eve götürüp son bir umut olarak nasogastrik tüp yardımı ile Reishi vermeye başladılar. çocuk bana yeniden geldiğinde 9 yaşında idi ve yaptığım kontrolde hiç bir hastalık belirtisi saptayamadım. merakla yaptığım ct taramasında da hiç bir belirti bulamadım. konjenital karaciğer kanseri bir çocuk karsinoması (kötü huylu kanser) türüdür ve bunun sadece bir kaç gram Reishi ekstresi ile tedavi edilebilmiş olması beni çok şaşırtmıştı. çocuk karsinomaları çoğunlukla ölüm ile sonuçlanmaktaydı, ancak bu hastanın hayatta ve tamamen temiz olması, Reishi’ye farklı bir gözle bakmamı sağlamıştı. eğer bir hasta Reishidışında hiç bir tedavi görmeden kanserden kurtulabiliyor ise, Reishi ileri düzey bir araştırmayı hak ediyordu.

Japonya’da oldukça tanınan bir şirket, bana araştırmam için büyük miktarda Reishi sağlamaya başladı. ben de tüm hastalarıma, yüksek dozda Reishi ile c vitamini karşımını düzenli olarak vermeye başladım. sadece bir yıl içerisinde 500 kilogram Reishi ekstresini (6 ton Reishi mantarı) hastalarıma vermiştim. tedavilerim boyunca bazı ilginç bulgular ile karşılaştım. yüksek dozda safReishi kullanımı, bazı kişilerde melena hastalığını tetiklediği halde, c vitamini ile yapılan karışım bunu engellemekteydi. ayrıca Reishi kullanan hastalarımın dışarıdan gelen hastalıklara karşı daha dayanıklı olduklarını gözlemledim. bunun üzerine Reishi kullanan kanser hastalarımı, diğer tür bağışıklık sistemi hastalarından (kornik bronşit, hepatit vb.) oluşan küçük grupların başına geçirdim ve Reishi ekstresi kullandırmaya başladım. daha sonra yaptığımız ımmunogloburin testlerinde, Reishi kullanmaya başlayan hastaların ıga, ıgg ve ıgm (bağışıklık gücünün doğrudan bağlı olduğu hücreler) seviyelerinin yükseldiğini gözlemledim. bu, Reishi’nin vücut dayanıklılığını arttırdığının bir kanıtıdır.

Bugün 140 kanser hastasını tedavi etmekteyim. bu hastlardan göğüs kanseri olan 6 tanesi hariç hepsi metastatik kanser hastasıdır ve 60 tanesi hastanede yatılı durumdadır. bütün bu hastaların tedavisinde Reishi’yi test etmeye devam etmekteyiz. bugüne kadar (1988 bahar) 300 hasta’daReishi test edilmiş durumdadır.

Reishi niçin kansere karşı etkili : Polisakkaritler

Çeşitli vakalarla örnekler vermeden önce Reishi’nin niçin bu kadar etkili olduğunu açıklamak isterim. bugün hala nedenini tam olarak anlayabilmiş değiliz, ancak bir gün bunu başardığımızda kanserin kesin çözümünü de bulmuş olacağız. en son teknolojilerden yararlanılarak yapılan bir araştırmada, Reishi’de bulunan polisakkaritlerin kanserli hücreleri bastırdığı görüldü. bu keşifi japon bilim adamları gerçekleştirdi. bunun nedeni japonlar’ın bitkisel tedaviye daha fazla önem vermeleri ve polisakkaritler üzerinde detaylı araştırmalar yapmaları olabilir. bu keşif kuzey amerika’da da onaylanmıştır ve araştırmalar devam etmektedir.

Resihi’deki polisakkaritler niçin kanser tedavisinde etkili?

Polissakkaritler milyona yakın atomun birleşmesinden meydana gelen, vücuda emilmesi oldukça zor organik yapılardır. emilimlerinin kolayca gerçekleşebilmesi için bu sayı azaltılmalıdır ki, c vitamini Reishi’de bu görevi üstlenmektedir. polisakkaritler daha az sayıda atom içeren oligoglukon’a çevrilmekte ve kolayca vücuda emilmektedir. emilen oligoglukonlar vücudun bağışıklık sistemini tetikleyen makrofajları uyarır.

“makro” ön eki “büyük” anlamına gelir. bu tip hücreler tüm yabancı organizmaları silip süpürebilir. vücut normal işleyişine devam ederken aktif değillerdir ancak yabancı bakteriyel organizmaların varlığında aktif ve saldırgan hale gelirler. akyuvarlar hastalıklara karşı vücudun birincil defans mekanizmasını oluşturur, fakat kronik ve kötü huylu hastalıklara karşı etkisizlerdir. bu gibi zamanlarda lenfositler ikincil defans mekanizmasını oluşturur. ancak lenfositler de etkisiz kalırsa, son kale olarak makrofajlar ortaya çıkar. bu hücreler uyandırılmayı bekleyen birer canavar gibidirler ve bir kez aktif hale geldiklerinde kanser hücreleri de dahil olmak üzere tüm yabancı organizmaları yok ederler. mikroskop altında incelendiğinde bir makrofaj hücresinin boyutunun, bir kanser hücresinin boyutunun sadece onda biri olduğu görülür; ancak yine de makrofajlar bu hücreleri yenecek kadar güçlüdür. her ne kadar bu kadar yetenekli hücreler olsalar da, onları aktive etmek oldukça zordur. son yapılan araştırmalarda, kümelenmiş atomların makrofajları aktive ettiği görülmüştür ve Reishi bu kümelenmiş atomları üretecek özü içermektedir.

Reishi : Yüksek Moleküler Polisakkarit

Bir süre önce, yüksek tansiyonu bulunan bir hastam Reishi’nin etkisi hakkında sorular sordu. o sıralarda Reishi hakkında araştırmalarım devam etmekteydi ve denemesinin hiç bir zararı olmayacağını söyledim. normalde çok az bir miktarda Reishi özünün kan basıncını düşürmesi gerekir, fakat bu hastamın kan basıncında hiç bir değişiklik olmadı. daha sonra c vitamini ile beraber Reishi almasını önerdim ve bunu gerçekleştirmesiyle beraber kan basıncı normal seviyesine döndü. c vitamininin buradaki rolü, daha önce de söylediğim gibi Reishi’de bulunan emilimi oldukça zor polisakkaritleri küçültmesi ve emilimlerini kolaylaştırmasıdır.

17 yıl önce, c vitamininin polisakkaritleri parçalaması üzerinde araştırmalar yaptım. o zamanlarda, viskozite ölçeği denen bir metod kullanılmaktaydı. bir miktar c vitamini, ölçülmüş miktarda polisakkarit özüne eklenmekte ve polisakkaritlerin moleküler sayısı viskozitedeki düşüş ile hesaplanmaktaydı. bu şekilde, c vitamininin polisakkaritleri parçaladığı kanıtlanmıştı. hayvanlar üzerinde yapılan bazı testlerde ise tüm şeker tiplerinin rahatça emildiği görülmüştü, oysa ki aynı durum insanlarda geçerli değildi. daha sonraki araştırmalarda bunun hayvanların kendi c vitaminlerini üretebilmesinden, ancak insanların bunu başaramamasından kaynaklandığı ortaya çıktı. işte bu yüzden Reishi ile c vitamininin beraber kullanılması önemlidir.

Şimdi bir kaç Reishi kullanılmış vakadan bahsetmek istiyorum.

1) Bilincini sadece 2 ayda geri kazanan beyin tümörlü hasta:

Hastanede yatılı durumda ve beyin hastalığı bulunan hastalarımdan bir tanesi 70 yaşın üzerinde idi ve beyninde 5 cm’lik bir tümör vardı. operasyon geçirmiş olmasına rağmen bilincini kaybetmişti. 1986 haziranı’nda Reishi tedavisine başladık ve eylül ayında duyuları tekrar yerine gelmişti. o dönemde tümörde bir değişiklik yoktu, ancak aralık’ta tümör de küçülmeye başladı. nörolojist arkadaşlarım bile çok şaşırmıştı. hasta şu anda kendini gayet iyi hissediyor. başlangıç olarak mide tüpü yardımı ile günde 6 gram Reishi ekstresi almaktaydı, fakat hastalığının toparlaması ile birlikte, ağız yolundan günde 3 gram Reishi almaya devam etti. dozaj azalmış olmasına rağmen tümörü 1 cm’ye kadar küçüldü. hafızasının da yerine gelmesi ile birlikte hasta taburcu oldu ve şu anda ailesi ile birlikte yaşamakta.

2) 6 ayda gerileyen akciğer kanseri:

Bir keresinde 50 yaş üstü göğüs kanseri bir kadın hastam oldu. göğüs operasyonu yapıldıktan sonra, hastalık akciğerde metastas yaptı. durumu kan kusacak kadar kötüleşmişti. (kan kusma, tıptaki adıyla hemoptisis, kanser hastalığında son aşamada ortaya çıkan bir komplikasyondur.) bu durumdayken günde 6 gram Reishi almaya başladı ve bu dozajı 6 ay boyunca korudu. bu sürenin sonunda akciğerindeki tümör yok oldu. daha önce çok çabuk nefesten kesilirken şimdi yorulmadan merdiven çıkabiliyor. bu yaşadıklarından sonra onun da Reishi tedavisine güveni tam.

3) Mega doz ile tamamen iyileşen göğüs kanseri hastası:

Bu hastanın göğüs kanseri ve metastas yüzünden kemiklerde oluşmuş kanserli hücreleri mevcuttu. başından aşağısını hareket ettirme yetisini kaybetmişti. çok acı çekiyordu ama şansılıyız ki, sindirim sistemi halen görevini sürdürebilmekteydi. bundan yararlanarak günde 9 gram Reishi ekstresi vermeye başladık, bu dozu kısa zamanda günde 20 grama yükselttik. sadece 2 ay içinde tüm acısı yok oldu. yürüme yetisini yeniden kazandığında da taburcu edildi.

4) 6 ayda toparlanan, karaciğere sıçramış rektum kanseri:

Bir süre önce bu hasta, rektum kanseri metastası nedeniyle ortaya çıkmış karaciğer kanseri tedavisi için hastaneye geldi. günde 6 gramlık dozaj ile Reishi verilmeye başlandı. 6 ay sonra yapılan ct taramasında karaciğerde bulunan tümörün 1 cm’ye küçülmüş olduğu görüldü. yine de ct uzmanları bunun Reishi’nin sonucu olduğuna inanmadılar ve yanlış tarama yapıldığını iddia ettiler. bu tavırlarına karşı oldukça sinirlenmiştim, çünkü sadece tümör değil, hastanın tüm sağlık belirtileri düzelmekteydi ve bu bence yeterli bir kanıttı. rektal kanserlerin tedavisi çok zordur ve çoğu vaka ölümle sonuçlanır. ancak bu hasta çok yumuşak ve kolay bir tedavi süreci geçirmişti, üstelik bunu sadece Reishi sağlamış olabilirdi.

5) Yeniden yürümeyi başaran pankreas kanseri hastası:

Yeni ameliyat geçirmiş 60 yaşındaki bir kanser hastasının durumu kötüleşmekteydi. vücudunda ödem oluşmuştu ve kilo kaybetmişti. test sonuçları, kanında oldukça yüksek sayıda ca19-19cea bulunduğunu söylüyordu. ona, uyguladığımız tedaviye devam ettiğimiz taktirde kısa süre sonra öleceğini söylemiştim. finansal sebepler yüzünden değişik tür bir ilaç tedavisi yapıldı ancak vücudu olumlu cevap vermedi. bu nedenle günde 30 gram c vitamini enjeksiyonu eşliğinde, ağız yoluyla günde 9 gram Reishi vermeye başladık. bu tedaviye yaklaşık 1 yıl kadar önce, 1986 ağustosunda başladık ve bugün yapılan testlerde eski hastalığının hiç bir belirtisi kalmamıştı. hasta günlük yaşantısına, günde 5 gram Reishi alması haricinde, eskiden olduğu gibi devam etmektedir. hastaneye her 2 haftada bir kontrol için gelmekte ve kanındaki ca19-19 sayısı sürekli azalmaktadır.

Hastanemde bu şekilde örnek verebileceğim bir çok kanser vakası vardır. her ne kadar akciğer, karaciğer ve beyin kanserleri daha ciddi hastalıklar olsalar da sindirim yollarını hedef alan kanser tiplerine göre daha kolay tedavi edilebilmektedir; çünkü hastalar Reishi ekstresi ağız yoluyla ve kolayca sindirebilecek durumda olmaktadırlar.

Kanser dışında, Reishi’nin bir o kadar etkili olduğu bir diğer hastalık ise hepatitdir.. günde 1 ila 3 gram arasında Reishi verilen hepatit hastalarında mükemmel sonuçlar elde edilmektedir.

6) Reishi sayesinde iyileşen hepatit hastası:

Yıllardan beri hepatit hastası olan bir kişi, kanındaki sgot ve sgpt sayısı 200 – 300 civarındayken bize geldi. normalde olması gereken miktar 30′un altıdır. hastaya günde 3 gram Reishi vermeye başladım ve 2 ay içinde sgot & sgpt sayısı 50′ye düştü. her ne kadar bu sayı normal miktardan yüksek olsa da, bu düzenli Reishi kullanımı ile çözülebilecek bir sorundu. bu noktada test amaçlı olarak Reishi kullanımı kestirdim ve sayım bir anda 150 – 200 aralığına çıktı. tedaviyi yeniden başlattığımızda ise tekrar düzelme görüldü. bu sayede Reishi’nin hepatit üzerine olan etkisini kanıtlamış oldum. belirtmeliyim ki burada da c vitamini ile beraber kullanım esastır. hepatit tedavisinde 3 gram Reishi için karşılık gelen c vitamını dozajı 6 gramdır. ayrıca hepatit tekrarlama şansı çok yüksek olan kronik bir hastalıktır ve bunu engellemek için daha küçük dozlarda Reishi kullanımına sürekli devam etmek gerekir. önlem almak her zaman en iyi çözümdür.

Reishi diğer kronik hastalıklara karşı da oldukça etkilidir ve c vitamini ile beraber kullanımı en iyi çözümdür. Reishi en iyi etkisini uzun dönem önlemi olarak, sürekli kullanıldığında gösterir. özet olarak Reishi, acıyı azaltma, vücudun bağışıklığını güçlendirme ve yaşamı uzatma konusunda kendini kanıtlamıştır. yine de kanser kontrolü konusundaki rolü %100 belirlenmemiştir. günümüzde kansere karşı kullanılan ilaçlar oldukça etkilidir ancak, ne yazık ki, yan etkileri de bir o kadar fazladır. Reishi yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahiptir ve bu süreç içinde kayda geçmiş hiç bir yan etkisi yoktur. bu yüzden Reishi’nin bir tedavi ve önlem aracı olarak kullanılmasını, güvenlik açısından önermekteyim. umarım her kesimden insanlar bu projeye katılır ve Reishi ile ilgilenir ve umarım, yakın gelecekte, Reishi insanoğluna daha uzun bir ömrün kapılarını açar.

Japonya Sağlık Bakanlığı tarafından kansere karşı tek doğal ilaç olarak kabul edilmiştir.

KIRMIZI REİSHİ MANTARI (ÇAYI-KAPSÜLÜ-KAHVESİ)-
SİPARİŞ TELEFONU : 0 543 830 28 08 – 0 545 845 84 89

Siparişiniz bize ulaştıktan sonra bir yetkilimiz onayınızı almak için sizi telefonla arayacak ve onay vermenizin ardından siparişiniz kargoya verilecektir.

Teslim süresi 2-3 işgünüdür.

İletişim formunu doldurmanıza müteakip müşteri temsilcimiz kısa bir sürede sizinle irtibata geçecektir.

Şimdi Sağlığınıza Değer Vermiyorsanız,

Birgün Gelecek Para ve Zaman Ayırmak Zorunda Kalacaksınız…
—————————————–
İLETİŞİM VE SİPARİŞ FORMU
—————————————–

Bu Yazıyı Sevdiklerinizle Paylaşmak İstermisiniz ?
Bu yazı CAZİP, FİKİRLER, FIRSATLAR DUYURULAR, İŞ FİKİRLERİ, NETWORK MARKETİNG, SAĞLIKLI YAŞAM, SERMAYESİZ İŞLER kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>