GİZLİ ALEMLER

Gizli âlemler hangileridir?
“Şehadet âlemi ve gayb âlemi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yazar E-Posta: mehmetpaksu@gmail.comHaber Tarihi: 23 Temmuz 2008Daha başka bizim bilmediğimiz mesture, gizli âlemler de mevcut mu? (Anıl Emrah Tekbaş) Şehadet âlemi, görünen âlemdir. Bizim bildiğimiz, gördüğümüz, yaşadığımız âlem.

Beş duyumuzla hissettiğimiz bu dünya âlemi. Gayb âlemi de, duyularımızla göremediğimiz, duyamadığımız, dokunup anlayamadığımız âlemdir. Şehadet âlemini gözümüz, kulağımız, burnumuz, elimiz ve dilimizle anladığımız, varlığını kabul ettiğimiz halde, gayb âlemini anlamaya bu organlarımız yetersiz kalır. Kendi içimizde niceliğini, niteliğini ve mahiyetini bilmediğimiz halde varlığında en ufak bir şüphemiz olmayan latifelerimiz, hislerimiz ve duygularımız vardır.

Akıl, kalp, ruh, hayal, nefis ve sır ilk anda aklımıza gelen birkaçıdır sadece… Gayb âlemini bu duygularımızla anlarız, kabul ederiz, varlığına inanırız. Gayb âleminin varlığı şehadet âleminin varlığından daha öncelikli ve daha kesindir. Çükü nasıl ki, bedenimizi ayakta tutan ruhsa, bu şehadet âlemini ayakta tutan da gayb âlemidir.

Gayb âlemi bilinmez, görünmez, anlaşılmaz hayali bir âlem değildir. Bu âlem daha gerçekçidir. Çünkü ebedidir, sonsuzdur. Şehadet âlemi her an değişir, yeni yeni şekle girer, bugün başka, ertesi gün daha başka bir biçime bürünür. Fakat gayb âlemi için böyle bir şey söz konusu değildir. Gayb âlemi doğrudan Allah ile ilişkilidir. Gayb denince hemen akla Allah gelir. Kur’ân mü’minleri anlatırken, “Onlar gayba iman ederler” der.

Bu açıdan inandığımız her şey gaybdır. Allah’ın varlığı, melekler, âhiret, kader; Kur’ân gaybdan gelen bir haber, Peygamber gaybın habercisidir. Ama gayb bilgisinin kaynağı ve hazinesi Allah’a aittir. Allah’ın bir ismi de “Alimü’lgaybi ve’ş-şehade”dir. Şehadet ve gayb âlemini bilendir. Bu bildiğimiz, gördüğümüz ve tanıdığımız âlemin dışında var olan bütün âlemlerin ortak adı gayb âlemidir.

Gayb âlemi dendiği zaman, bundan emir âlemi, batınî âlem, lâhuti âlem, ebedi âlem, melekût âlemi gibi âlemler de anlaşılır. Gayb âlemi ile şehadet âlemi ruh-beden ikilisi gibidir. Bir de gayb âleminin şehadet âleminde işaretleri, örnekleri, sembolleri, bir yerde küçük ölçekte numuneleri de vardır. Mesela bir gayb âlemi olan Misal âleminin içimizdeki küçük örneği hayalimizdir.

Misal sonsuz resimler, görüntüler âlemidir ki, hayalimizde sürekli görüntü üretir. Gayb âleminde Levh-i mahfuz adı verilen ve bütün gayb bilgilerinin yer aldığı büyük bir bilgi kaynağı varken, bizde de bunun bir numunesi olarak hâfıza gücü dediğimiz beynimizdeki bellek vardır. Bir adı da gayb âlemi olan ebedi âlemin bizdeki görünümü, varlığının bir sebebi, insanın ebedi, sonsuz bir hayatı arzu etmesi, ebedi yaşama duygusunun var olmasıdır.

Bu arada “Rabbü’l-âlemin” tefsir edilirken on sekiz bin âlemden söz edilir ki, bu sayı “kesretten kinaye”dir, bir çokluk ifadesidir. Bu sayı on sekiz, milyon da olur, milyar ve daha üst sayılar da. Zaten şehadet âleminde de iç içe âlemler vardır. İnsanlar âlemi, bitkiler âlemi, hayvanlar âlemi, yıldızlar, gökler âlemi gibi âlemlerin de her biri binlercedir. Hatta her insan kendi başına bir âlemdir. Bu âlemde insanlar sayısınca âlemler vardır.

Zaten bütünüyle bir gayb âlemi olan ahiret âlemi; kabir, berzah ve ruhlar ile başlayıp mahşere, Cennete ve Cehenneme kadar uzanan sayısız ve sonsuz âlemlerin ortak adıdır. Şehadet ve gayb âlemi, mülk ve melekut olarak da ifade edilir. Mülk varlıkların görünen yüzü, melekut ise varlıkların görünmeyen iç yüzüdür.

“De ki: Her şeyin melekûtu elinde olan kimdir?”,”Yerin ve göklerin melekûtuna bakmıyorlar mı?” âyetleri bu âlemin varlığına işaret ediyor.

1. Müminûn Sûresi, 23:88.
2. Araf Suresi, 7:185

GİZLİ ALEMLER

Bizim yolumuz Nakşibendi yoludur. Bütün yollar gayba îmandan geçer,gayba îman edip inanan kimseler gayb olan âlemlere yol bulur. Cenâb-ı Hak’tan kullarına gönderilen Kur’an-ı Azimüşanda, gayba inananların vasfı birinci derecedir. İlk şart gayba îmandır. Gayba inanmasan gayb âlemde olanlara müttâli olamazsın. İmkânı yok.

Bir veliyullah; “yıllar yılı maksuduma uyanıkken erişmek niyetiyle çok uyanık durdum,lâkin uykuda buldum” diyor. İşâret odur ki; insan yüzde yüz gizli âlemlere bu vücutla bakamaz seyredemez. Ancak yolu gaybdan geçer ancak gayba îman ettikten sonra gözü açılır.O zaman işte gayben inandıkların bunlardır! diye gösterilir. Bütün peygamberlerin uğraşması insanlara gayb âlemlerini bildirmek içindir:

“Ey insanlar! iş, yanlız bu görünenlerden ibâret zannetmeyin,bunun gerisinde görünmeyenlerde var”

Ağacın gövdesi görünürde kökleri görünmez. Yâni ağacın kökleri gizlidir,saklıdır. O ağacın varlığı o köklere bağlıdır,o kökleri sen inkâr edip: “bu ağacın gövdesine,dalına inanırım ondan ötede bir şeye inanmam” demek ahmaklıktır. Kâinat var,var da kâinatın birde gerisi var; ay görünür ancak bir de ayın arkası var,ama senin gördüğün ayın sana bakan tarafıdır. Görünen tarafını görüyorsun,görünmeyen tarafını göremiyorsun. Lâkin ayın görünmeyen tarafıda olduğuna inanırsın, dersin ki;

—bunu inkâr etmeye gerek yok,evet bize görünen yüzü var birde bu yüzün gerisi var

Demek ki gayb âlemlerini Cenâb-ı Allah bize türlü vesîlelerle bildiriyor;

—ayın gerisi varmı?

—var

—görüyormusun?

—görmüyorum

—olduğununa inanırmısın?

—inanırmısın da nedemek? işte ay! ayın gerisi var,bu kadar basit

Bu içinde yaşadığımız âlem var,birde bunun gerisi var

—bu âlemin gerisi olduğu neden bellidir?

Bu âlemin gerisi olmasa her gün binlerce insan bu dünyadan nereye görünmeyen bir âleme sefer ediyor. Bugün görünüyor yarın görünmüyor.

—bu insanlar ne oldu?

bir yere sefer ettiler.

—nereye sefer ettiler?

bu dünyanın görünmeyen tarafına

—görünmeyen tarafı nasıl yahu?

işte be kör müsün? Kabiri eşiyorsun,içine yatırıyorsun üstünü kapatıyorsun,görünmeyeni sana ispat ediyor.. Bu insanlar görünmeyene sefer etti. Çünkü biz kapattık, onlar bu âlemden çıktılar başka bir âleme sefer ettiler. Biz baktığımızda göremiyoruz lâkin onlar oraya gömüldüler,oradan seyir ediyorlar; bu onlar sefere çıktı demektir.

İşte görünen var görünmeyen var. Görünmeyen olmayacak olsaydı sözlükten ve lûgatın içinden görünmeyen sözü kalkması lâzımdı. Demek ki “görünmeyen” sözünün delâlet ettiği bir mânâsı vardır ki, her insanda görünmeyen tâbiri vardır. Görünmeyen şeylerin mevcûdiyetine dâir bu söz her insanda vardır. Görünenden görünmeyene gidilir ve görünende olan insanın görünmeyene gitmesinde birinci şart görünmeyenin mevcûdiyetine inanmasıdır.

—görünmeyen nasıl birşeydir?

En basitinden;o insanı kabre koyduktan sonra biz o insanı görünmeyen âleme emânet ettik demektir. Görünmeyene sefer etmiştir o.

—ya ben?

daha sana sıra var,şimdi görünüyorsun dolaşıyorsun. Görünmeyene dâir ismin çıktığında seni de hadi bakalım sende görünmeyene sefer ettin diye yüklenir götürürler.

Herkese görünmeyene bir sefer mecbûridir. İster istesin ister istemesin herkes görünmeyene sefer edecektir.

“ben inanmam” deyip inanmazsan sefer ettiğin günde inanacaksın. Üzerine 5 araba toprağı yıkıp sağlam taşları koyup o kimseyi yatırdıkları vakitte inanmam! dediğinin mânâsını o vakit göreceksin.

“İnanmayız” diye ısrar edenler,peki inanma bir gün gelecek inanacaksın lâkin o gün gelmeden önce gayba inanıpta giden adamın hâli başka, hücceten(aniden) karşısına çıkması başkadır. Gideceği yere mâlumatı olan adamın seferi başka,mâlumatı olmadan hücceten âni olarak bir memlekete gittiği vakitte insanın hâli gene başkadır. Onun için gayba îman deniyor. Bütün peygamberler gayba îmanı bildirmiştir. Şeytan Ademle Havvaya geldi ve dedi ki;

—bu ağacın size helâl biliyormusunuz?

—Cenâb-ı Hak bize helâl değil dedi ve biz Rabbimizin bu sözüne gâil olup inandık

Şeytan dönüp dolaşıp dediki;

—olmaz bunun asıl mânâsı bunu yiyeceksiniz sonra bakacaksınız ve gözünüzle göreceksiniz hadi bakalım tat ve bil (onun için şeytan mezhebi lâiktir!!),ye bakalım şunu

yediği anda cennet elbiseleri üzerlerinden düşüp cascavlak kaldılar. Ne yapacaklarını nereye gideceklerini şaşırdılar. Aradan şeytan çekildi,

—ben laikim benim dînim yok, biz ilâhi emre tâbi değiliz, biz serbestiz,görerek iş yaparız,ben materyalistim ve dâima çağdaşım,her çağda bulunurum, her çağın adamıyım ben… dedi.

Allah bildirdi ki;

“Ben bir mahlûk yaratacağım,bir emir vereceğim ve emri dinlemeyecek ve tard olacak,lânet halkası boynuna geçecektir”

Şeytan;

— bu sözü ispat etmek için secde etmedim, bütün melâikeler secde etti,ben durdum kim secde etmedi göreyim ispat edeyim diye bakarken kendim orta yerde kaldım. İspat ettim! Pozitivist müsbet ilim adamıyım!

İnsanlara nasihatı bu şeytanın. Âdem peygambere nasihat etti,Âdem peygamber yasak meyveyi yedi ve dışarıya atıldı. Şeytanın bütün uğraştığı “gözünle görmediğine inanmayacaksın!”

Ve bugün bütün dünyadaki dalga bundan ibârettir. Cenâb-ı Hak Mûsa peygambere

“benî İsrâillilerin ileri gelenlerinden 70 kişi getir” diye emir buyurdu. O da kelâm söyleştiği yere 12 kabîleden 70 kişi getirdi. Cenâb-ı Hakk’ın kelâmını işittikleri hâlde dediler ki;

— bunu Allah’ın söylediğine gâni değiliz,Allah’ı bize âşikâre göster!

Korkunç bir şiddetle gökyüzü çaktı yetmişininde üzerine yıldırımlar indi,hepsi öyle kalakaldı. Kelâm işittikleri halde hâlâ Mûsa peygambere “hayır, Allah’ı bize göster!” dediler, haddi aştılar. “Büyüğü küçült bize göster” (hâşâ)

*büyüğü küçültmek olmaz

*gözlerin görebileceğinin içinde Allah olmaz

*hudutsuz olan göz hududunun içine girmez

*Allah gözönünde duran bir cisim hâline gelmez

“bir ilericiyiz sizin gibi hurâfeye inanmayız” diyen pozitivistler, şeytan mezhebine uyanları topluyorlar. Müminlerde aman bunlardan bir söz işitmeyelim diye ürküyorlar. İşte böylelikle şeytanın mânâsız ve mantıksız sözleri 20.asırda alıcı bulmuş. Arkasından milyarlarca insan kaz kafalıyız diye koşturuyor. Bir kaz insanı göremezken,insan Allah’ı nasıl görsün. İnsanın şerefi,bize gayb olan lâkin varlığı sâbit kendisi gâib duran hakkı kabul etmektir. Sonra ondan hareketle ederek gayb âlemleri sana açılmaya başlar.

Allah Allah Sultan Allah…

—Bu memlekette sultan var

—yok! görmeden inanmam

diyen adama sultanı göstermezler, doktor raporu üzerine çavuşlar alır götürür ayağına falakayı basarlar.

—gördünmü sultan var mı,yok mu? Vur! Var mı?

Var deyinceye kadar…

—sultan olmasa bu dayağı yer misin sen? Sultanı görmek istersin ha?

İnsanlar böyle şaşkın oldu,illâ sopa yemek istiyor, sopa yedikten sonra diyecek ki, varmış!!! Allah(c.c.) aklı selim,kalbi selim versin ve hakkı kabul edecek aklı maad versin. Cenâb-ı Hak peygamberimizin şânını âli eylesin ve onun sancağını bütün dünyaya atsın. Bi hürmetil habîbi bi hürmetil El-Fâtiha.

18.7.98 tarihinde yapılan sohbetten alınmıştır

Bu Yazıyı Sevdiklerinizle Paylaşmak İstermisiniz ?
Bu yazı GİZLİ ALEMLER kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

GİZLİ ALEMLER için 1 cevap

  1. biber hapı der ki:

    site çok güzel olmus elinize sağlık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>