cazip meslekler 1
AB yolunda en cazip meslekler
AB’ye uyum sürecinde bazı mesleklerin cazibesi daha da artacak. Ancak eÄŸitimin AB düzeyine getirilmesi ve üniversitelerin denklik sorununu çözmesi gerekiyor. Aksi durumda tersine göç Türk çalışanların korkulu rüyası olacak.
Değişen yasalar ile birlikte her meslek grubunun içinde yaşadığı koşulların değişmesi anlamına geliyor. Çünkü yasayı çıkardıktan sonra uygulamak için ona uygun kadroların oluşturulması gerekiyor.
Kim nasıl etkilenecek?
Serbest meslek sahipleri olarak sınıflandırılan zanaatkarlar deÄŸiÅŸimden en fazla etkilenecek kesimlerin başında geliyor. “Atadan ya da ustadan” öğrendikleri mesleklerini yapamayacaklar çünkü ayakkabı tamirciliÄŸinden boyacılığa, elektrikçiden tesisatçıya kadar tüm zanaatkarların sertifika sahibi olması gerekecek. Meslek kuruluÅŸlarının ya da kamunun açtığı sertifika programlarını bitirip meslek odasına üye olup belge almayanlar mesleklerini icra edemeyecek. Bu nedenle para kazanıp yaÅŸamını devam ettirmek isteyen herkesin eÄŸitim alması ön koÅŸul haline gelecek. Bu durum ÅŸu anda bu tür meslekleri icra edenler açısından ’sorun’ olarak görülse de hem yapılan iÅŸin kalitesini hem de hizmet alan ile verenin birbirlerine karşı sorumlu davranmalarına yol açacak. Müzakere sürecinde hatta tam üyelik gerçekleÅŸtiÄŸinde de en çok ihtiyaç duyulacak meslek grubunun başında avukatlar yer alıyor. DeÄŸiÅŸtirilmesi gereken yasaların yanı sıra ortaya çıkabilecek anlaÅŸmazlıkların çözümünde de avukatlara önemli bir görev düşecek. Ancak, avukatların bu deÄŸiÅŸimden olumlu olarak yararlanabilmeleri için AB hukukuna hakim ve bir ya da birkaç yabancı dil bilmesi gerekecek. AB uzmanları, avukatların bu süreci hazırlık dönemi olarak kullanmalarını öneriyor.
Mühendislere olan ilgi artacak
Uyumun en sancılı olması beklenen bölümü tarım ve hayvancılık. Milyonlarca kişinin hayatını etkileyecek düzenlemeler veterinerlere ve ziraat mühendislerinin yaşamını olumlu yönde etkileyecek. Daha bilimsel yöntemlerle yapılacağı için üretimin her aşamasında konunun uzmanları görev yapacak. Yine bu dönemde hayvanların refahı, beslenmesi, taşınması, sağlığı gibi başlıklarda uzmanlaşmış veterinerler hekimlere gereksinim duyulacak. Özellikle gıda ve çevre mühendislerinin istihdam alanları artacak. Gıda hijyenine önem veren AB hukuku, tüm yiyeceklerin üretim aşamasından satış noktasına kadar kontrol altında olmasını sağlayacak yükümlülükler getiriyor. Bu da denetimleri yapacak daha fazla gıda mühendisine ihtiyaç olacağını anlamına geliyor. Aynı durum veteriner hekimler için de geçerli, özellikle et ve et ürünlerinin hazırlanması, dağıtımı konusunda denetim ve kontrol görevi üstlenecek ve bu konuda uzmanlaşmış veteriner hekimlere ihtiyaç duyulacak.
Yatırımlar istihdama yansıyacak
Bu geliÅŸmeyi yaÅŸamaya baÅŸladık bile. Müzakere tarihinin alınması ile dünyanın farklı yerlerinden farklı alanlarda yatırımları olan uluslararası gruplar Türkiye ile ilgilenmeye baÅŸladı. DoÄŸrudan yatırım, satın alma ya da birleÅŸme ÅŸeklinde gerçekleÅŸen bu yatırımların gelecek yıllarda daha da artması bekleniyor. Bu da her alanda uzmanlaÅŸmış kalifiye eleman ihtiyacı anlamına geliyor. Bu süreçte bankacılık, perakende turizm ve saÄŸlık öne çıkan sektörler olarak gösteriliyor. Türkiye’de eÄŸitimli ve deneyimli çok sayıda bankacıya sahip, bu alanda herhangi bir sıkıntının yaÅŸanması beklenmiyor. Özellikle 2001 krizinde iÅŸsiz kalan deneyimli bankacıların yanı sıra üniversitelerin ekonomi bölümlerinden mezun çok sayıda genç bankacı bulunuyor. Bu alandaki eÄŸitim sisteminin de herhangi bir sorunu görünmüyor. Perakende alanında ise oldukça büyük bir açık söz konusu. Organize perakendenin emekleme dönemini yaÅŸadığı Türkiye’de bu alanda eÄŸitim almış ara kadrolara ihtiyaç var. ÇeÅŸitli meslek kuruluÅŸları ve özel sektörün sorumluluk üstlendiÄŸi eÄŸitim sertifika programları bu alanda oluÅŸabilecek açığı kapatmak için eleman yetiÅŸtirmeye hız vermiÅŸ durumda. Birkaç yıl içinde bu sayının artması bekleniyor.
Sağlık ve turizmde sorun yok
En sorunsuz alan ise saÄŸlık olarak görünüyor. Gerçi saÄŸlık sisteminin altyapısının yeniden düzenlenmesi gerekiyor ancak saÄŸlık personeli bu durumda olumlu etkilenecek. Gerekli altyapının varlığı ve ucuzluk nedeniyle yabancı yatırımların bir bölümünün saÄŸlık alanında olması uzmanların öngörüleri arasında yer alıyor. Bu da saÄŸlık personeli (doktor, hemÅŸire, hasta bakıcı, laborant) için yeni iÅŸ alanları anlamına geliyor. Ancak bu alanda çözülmesi gereken sorunlar var. Öncelikle ara kademe saÄŸlık personeli yani hemÅŸire, saÄŸlık memuru, teknisyen gibi kadroların mesleki tanımlarının yapılması, görev ve sorumluluklarının belirlenmesi gerekiyor. Ortaöğretim sonrası eÄŸitim veren meslek okullarının ise kapatılarak lisans ve ön lisans eÄŸitimine öncelik verilmesi isteniyor. Doktorlar için de buna benzer bir tehlike var; doktor mezun eden üniversitelerin AB’ye akredite olmaları gerekiyor; akredite olmayan üniversitelerden mezun olanlar hem Türk hem de yabancı meslektaÅŸları karşısında dezavantajlı duruma düşecekler. SaÄŸlık ve turizmi bir arada yaÅŸandığı yaÅŸlılara yönelik kaplıca gibi tedavi amaçlı turizmin ivme kazanması da beklentiler arasında yer alıyor. Bu da hem turizm hem de kara, hava ve deniz ulaşımında çalışacak mesleklerin ön plana çıkacağı ve bu alanda çalışacak kiÅŸilere ihtiyaç duyulacağı anlamına geliyor.
Çevrecilere gün doğdu
AB sürecinden en olumlu etkilenecek kesimlerin başında çevre ve AB uzmanları geliyor. Çevre konusunda oldukça katı uygulama ve standartları olan AB’ye uyum için Türkiye’nin 30 ila 60 milyar dolar seviyesinde yatırım yapması gerekiyor. Sokakların düzenlemesinden, en küçük üretime kadar her alanda çevrenin ilk sırada olduÄŸu AB sürecinde çevre mühendislerinden, ara kadrolara kadar (atık uzmanı, teknisyeni vs…) çok sayıda yeni kadroya ihtiyaç olacak. Gelecek 10 yıl boyunca en önemli mesleklerden biri AB ile ilgili uzmanlık konularında ortaya çıkacak. Farklı alanlarda AB uygulamalarına hakim, belirli konularda ise uzman kiÅŸilere özellikle uyum sürecinde her kesimin çok ihtiyacı olacak.
Her dilde tercümana ihtiyaç var
Her ne kadar AB ile iletiÅŸim İngilizce sürdürülüyor olsa da AB’ye ülkelerin dilleri resmi dil olarak kabul ediliyor. Åžu anda AB kadrolarında çalışanların önemli bir bölümünü tercümanlar oluÅŸturuyor. Åžu anda Türkiye’de uluslar arası standartlarda simultane çeviri yapan kiÅŸi sayısı 150′yi bulmuyor. Bu nedenle AB terminolojisine uygun çeviri yapan kiÅŸilere her dönem ihtiyaç duyulacak.
****************************************************************































Yorum Yapin